Hoşgeldin, Ziyaretçi:

Üye Ol
Yeni Tema ! Yeni temamız forumumuza hayırlı olsun.Bu konuda fikirlerinizi beyan edebilirsiniz.
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
BF 3 Tam Çözüm ve Seneryo
#1
Bildiğiniz gibi Battlefield oyuncuları senaryo modu ile Bad Company serisinde tanıştı. Daha önceki hiç bir Battlefield oyununda yer bulamayan senaryo modu bu sefer Bad Company 2 ile birlikte hem ilk defa konsollara konuk oldu, hem de misafirliğe eli boş gitmedi, giderken senaryo modunu da getirdi. Fakat bu senaryo modu çok başarılı değildi, Multiplayer haritalarda geçen ve kendini sürekli tekrar eden bölümlerden ibaretti ve pek zevk alamamıştık. Ama DICE, Battlefield 3 ile beraber senaryo kısmına çok daha fazla önem vermeye başladı. Çok daha başarılı senaristlerle çalışıldı.

İlk olarak Battlefield 3'ün senaryo moduna biraz değinelim. Senaryo biraz komplike ve en başta kimin eli kimin cebinde tam belli değil. Ana karakterimiz Çavuş Blackburn; kendisi vatan hainliği ile suçlanıyor ve CIA'in en kallavi 2 ajanı tarafından sorgulanıyor. Bu abiler, Blackburn'ü kenara sıkıştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar ve suçunu itiraf ettirmeye çalıştırıyorlar fakat Blackburn gayet kendinden emin bir karakter. CIA'deki abiler soru sordukça sürekli Flashback(geriye dönüş) yaşıyoruz ve yaşadıklarımızı tekrardan canlandırıyoruz. Call of Duty Black Ops'a çok benziyor değil mi? Gerçi orada işkence edilerek sorgulanıyorduk fakat yine de arada biraz benzerlik var.

Senaryonun ana hatları ise şöyle: Blackburn, Rus ajanlarına yardım etmek ve üst rütbeli bir Amerikan askerini öldürmekten suçlanıyor. Blackburn, Orta Doğu'da faaliyet gösteren ve çeşitli terör eylemlerine karışan PLR adlı örgütün lideri olan Süleyman(Solomon)'ın New York'ta bir nükleer saldırı yapacağını düşünüyor ve CIA ajanlarını ikna etmeye çalışıyor.

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

Semper Fidelis bölümünde senaryonun son kısmından bir parçayı oynuyoruz. Bu işleniş son zamanlarda çok moda hale geldi ve neredeyse her filmde, dizide, oyunda kullanılıyor. Oyun oldukça etkileyici bir giriş ile açılıyor. Neler olduğundan habersiz bir şekilde sokakta koşturuyoruz ve gelmekte olan trenin üstüne atıveriyoruz kendimizi. Biraz toparlandıktan sonra trenin içine dalıyoruz ve yaklaşık 5 saat sürecek olan senaryo modu tam olarak burada başlıyor. Karşımıza 2 adet terörist çıkıyor, bunları elimizdeki M9 ile kolayca avlıyoruz ve yolumuza devam ediyoruz. İlk bölüm olduğu için sizi fazla zorlayacak olan pek bir şey yok, kolayca kompartmanlar arasında ilerliyoruz ve köşeden üzerimize biri atlıyor. Bu esnada DICE ekibinin ilk defa kullandığı bir tekniği görüyoruz; Quick Time Event.(Ekranda beliren tuşlara zamanında basma) Üstümüze atlayan teröristi alaşağı edip, trenin dışına postaladıktan sonra yolumuza devam ediyoruz ve trene kurulan bombayı görene kadar her şey gayet güzel gidiyor. Bu esnada Süleyman arkadan bize dipçik ile dalıyor ve ilk bölüm burada sona eriyor.
Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
Tamamen oyuncuyu gaza getirmek için yapılmış olan bu bölümden fazla bir derinlik beklemeyin. Sizi oyuna ısındırmak için yapılmış bir bölüm.

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

Operation Swordbreaker'ın açılışında CIA ajanı, Blackburn'e PLR ve Solomon'dan ne zaman haberi olduğunu soruyor. Blackburn, Irak'taki bir operasyona katılışını ve sonrasında gelişen olayları anlatmaya başlıyor.
Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
APC ile operasyon bölgesine geliyoruz ve yolda gelirken Squad arkadaşlarımız ile muhabbete giriyoruz. İlk fark edeceğiniz şey Bad Company'de bulunan bel altı ve esprili muhabbetlerin olmayışı olacak. DICE, Battlefield 3'ün senaryo modunda Bad Company'e nazaran daha ciddi diyaloglar hazırlamış. APC'den indikten sonra üst rütbeli bir kişiden gerekli talimatları alıyoruz ve yardım isteyen bir mangaya desteğe gidiyoruz. Senaryo icabı operasyon bölgesi fay hattı üzerinde bulunduğu için(senaryo bir yana, Frostbite 2'nin yıkım nimetlerini göstermek için fay hattı üzerinde oynuyoruz) sık sık hafif sallantılar oluyor. Boş bir otoparka giriyoruz ve girdiğimiz gibi takım arkadaşımız, düşman keskin nişancısı tarafından yere yığılıyor. Bu esnada yoğun ateş altında takım arkadaşımızı güvenli bölgeye taşımaya çalışıyoruz ve Quick Time Event yine devreye giriyor fakat tüm bunlar aşırı çizgisel bir şekilde ilerliyor veya ilk bölümleri EA'nın yayınladığı videolar sayesinde daha önceden izlediğimizden dolayı pek heyecanlanmıyoruz. Takım arkadaşımızı güvene aldıktan sonra yoğun bir çatışmaya giriyoruz ve düşmanı siperinden söke söke atıyoruz. Sıra karşı binadaki keskin nişancıya geliyor fakat namussuz adam çok iyi gizlendiği için indirmek çok zor. Karşı binanın çatışına çıkıyoruz ve Multiplayer modunda "F*ck you noob", "RPG noob" tarzı hakaretler yememizi sağlayacak olan bir davranışta bulunarak roketi keskin nişancının kafasına yapıştırıyoruz.

Tüm bu aksiyonun içinden kurtulduktan sonra yardım isteyen mangaya ulaşıyoruz fakat ağır bir saldırı altında kalmışlar ve yaralıların yanına bir bomba düzeneği kurulmuş. Bizim görevimiz ise tabi ki bu bombayı etkisiz hale getirmek! Fünyeyi uzun bir süre takip ettikten sonra bombanın ana düzeneğini buluyoruz ve tam bu esnada arkamızdan biri yaklaşıyor, ensemizden tutup, yumruğu yapıştırıyor. Bu esnada tabi ki yine Quick Time Event görev başına geçiyor ve teröristi bir güzel alaşağı ediyoruz. Bu Quick Time Event sahneleri oldukça etkileyici fakat EA, bu sahneleri aylar öncesinden yayınlayarak içimizdeki heyecanı kökten öldürdüğü için pek bir zevk ile oynayamadık.

Bombası etkisiz hale getirdikten sonra kahraman edasıyla binanın dışına çıkıyoruz fakat dışarıda yine büyük bir kaos yaşanıyor. Amerikan takviye birlikleri yardıma gelmiş fakat PLR'ın da pek aşağı kalır yanı yok, mahalleyi toplayıp gelmişler. Köprünün üstüne çıkıp, kısa bir süre müdaafa yaptıktan sonra biraz geri çekiliyoruz ve ağır makineliye geçip düşmanı biçmeye başlıyoruz. Tam kötü adam gülüşü atıp, sevincimizi katlamak üzereyken büyük bir deprem meydana geliyor, az önümüzdeki koskoca bina üzerimize doğru yıkılmaya başlıyor ve Operation Swordbreaker tam bu heyecanlı sahnede sona eriyor.

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

Uprising bölümünde, Swordbreaker'da meydana gelen depremden hemen sonrasını oynuyoruz. Molozların arasında sıkışmış bir haldeyiz ve az bir aralıktan Süleyman'ı görebiliyoruz. Yaralı haldeki bir Amerikan askerinin başında duruyor ve kısa bir süre sonra yanındaki teröriste askeri idam etmesinin emrediyor. Arkadaşımızın önümüzde öldürülüşünü gördükten sonra molozların arasından çıkıyoruz ve gizlice yol almaya başlıyoruz. Oyunun fay hattı üzerinde geçtiği çünkü Frostbite 2 ile görsel bir şov yapılmak istendiğini söylemiştim. Uprising'te bunu göreceksiniz, neredeyse tüm binalar yıkılmış ve PLR, yaşayan tüm Amerikan askerlerini öldürmek için devriye geziyor. Böylesi tehlikeli bir ortamdan sıvışmaya çalışıyoruz ve az bir süre sonra takım arkadaşımız Montes'i görüyoruz. Montes ile birlikte iniş bölgesine(LZ) doğru yola koyuluyoruz fakat yol hiç de tekin değil. Karşımıza sürekli PLR askerleri çıkıyor. Bunları kimi zaman sessizce, kimi zaman ise ağır makineleliler ile indiriyoruz. Açıkçası gizli kalmamız gereken sahneleri çok az buldum, bu tür sahneleri biraz ağırlık vererek ortaya daha etkileyici bir oyun çıkartabilirlermiş.
Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
İniş bölgesine ulaştıktan sonra yoğun bir çatışmaya giriyoruz ve bizi alacak olan helikopter alçalıyor. Bu esnada tabanlarını bir yerlerimize vura vura helikoptere doğru koşuyoruz ve helikoptere kendimizi attıktan sonra Battlefield'ın o etkileyici tema müziği giriyor. Müzik eşliğinde yükseliyoruz ve aşağıdaki kaostan kurtulmanın hazzını yaşayarak başka operasyonlara doğru yola koyuluyoruz.

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

CIA ajanları, Blackburn'e Irak'taki operasyonlar sırasında hava desteği alıp almadıklarını ve bir F-18 pilotu olan Teğmen Jennifer Hawkins'i tanıyıp tanımadığı soruyorlar. Blackburn'ün cevabı olumlu oluyor ve Battlefield serisinde ilk defa bir bayan karakteri canlandırıyoruz. Going Hunting bölümünde, Multiplayer'ın aksine jeti 2 kişi kontrol ediyor. Biri jetin kontrollerini devralıyor, diğeri ise yani biz jetin silahlarını kullanıyoruz. Orta Doğu'ya 50.000 civarı asker yollayan Amerika ile İran savaşa giriyor, biz de Orta Doğu'nun hava sahasında düşman jetlerini avlıyoruz ve aşağıdaki piyadelere havadan destek sağlıyoruz.
Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
Uçak gemisinden havalandıktan kısa bir süre sonra düşman jetleri arkamızdan yaklaşıyorlar ve sizi koltuğunuza yapıştıracak olan, ellerinizi heyecandan terletecek olan it dalaşı başlıyor. Arkanızdan yaklaşan ilk jet, füzesini yolluyor ve patlaması tek bir füzeye bakan F-18'imizi son anda füze saptırıcıları atarak kurtarıyoruz. Şansını kaybeden düşman jetini arkasına bu sefer biz geçiyoruz ve kısa bir kilitlenme süresinin ardından füzeyi yolluyoruz ve düşman jeti bir alev topuna dönüşerek Orta Doğu'nun çöllerinden birine gömülüyor.

Bu it dalaşı sahnelerinin ardından lazer işaretleyicimiz ile havalimanındaki uçakları ve piyadeleri A-10 için işaretliyoruz. Kısa bir süre sonra A-10 geliyor ve o dehşet saçan topuyla havalimanını dümdüz ediyor.

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

CIA ajanları, Blackburn'e Tahran'da nasıl nükleer bomba bulduklarını anlatmasını istiyor. Büyük bir Amerikan kuvvetiyle birlikte Tahran'ı girişinde bekliyoruz. Burada gelmekteki amacımız; Süleyman'ın yardımcısı olan Fark Al-Bashir'i yakalamak ve şehrin merkezindeki bankada bulunan gizli mühimmatı ele geçirmek. Kısa bir süre sonra operasyon başlıyor ve takım arkadaşlarımız ile tepe aşağı yoğun ateş altında koşmaya başlıyoruz. Koşarken karşıda Tahran'ı, savaşın o etkileyici atmosferini görebiliyorsunuz ve DICE'ın ne kadar başarılı bir oyun yaptığını tekrar anlıyorsunuz. Aşağıya ulaştıktan sonra havan topunu kuruyoruz ve havan topu atışı düşman mevzilerini dövmeye başlıyor. Bu sırada duvarın üstünden atlayarak savaşın ortasında dalıyoruz ve ilerlemeye çalışıyoruz. Kimi zaman yanımıza RPG yiyoruz, kimi zaman ise yanımızdaki sokaktan bir T-90 fırlıyor. Fakat eninde sonunda şehrin merkezine ulaşıyoruz ve bankaya arka taraftan sızıyoruz. İçeri ilk giren biz olduğumuz için güzel bir sürpriz ile karşılanıyoruz ve çetin bir çatışmaya giriyoruz. İçeriyi temizledikten sonra dışarıda rahat rahat oturan denizciler içeri geliyor ve bankanın alt katlarına doğru yol almaya başlıyoruz. En alt kattaki gizli bir kasayı açtıktan sonra Battlefield 3'ün tüm gizli sırları ortaya dökülüyor. İçeride bir nükleer bomba ve yeni bir ülke kurmaya yetecek kadar para mevcut. Ayrıca Süleyman'ın dünya üzerinde yapacağı çeşitli terör eylemlerini gösteren bir harita da mevcut. Bu harita tam da Fransa'nın başkenti olan Paris'i ve New York'u gösteriyor.
Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

CIA ajanları, Blackburn'e Dima Mayakovsky'i ve neden Paris'te bulunduğunu soruyorlar. GRU(Rus İstihbarat Teşkilatı) üyesi olan Dima Mayakovsky, Kiril ve Vladimir, Süleyman'ın Fransa'da yapacağı nükleer saldırıyı engellemek için Rusya tarafından gönderiliyorlar. Süleyman'ın adamları Fransa Borsası binasını ele geçirmişler ve bizim amacımız ise bu binaya gizlice girmek. Yanımızdaki Jammer sayesinde nükleer bombanın patlamasını engelliyoruz ve otopark kısmından binaya dalıyoruz. Yoğun bir çatışmanın ardından nükleer bombayı taşıyan adamı buluyoruz ve kovalamaca başlıyor.
Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
Fransız polisinin de dahil olduğu bu kovalamaca da Paris sokaklarını birbirine katıyoruz. Uzaktan gelen bir RPG yanımızdaki otobüste patlıyor ve Vladimir hayatını kaybediyor. Kontrolümüzde olan Dima, Vladimir'in ölümü üzerine daha da hiddetleniyor ve kovalamaca hızlanıyor. Metro istasyonunda nükleer bombayı taşıyan adamı yakalıyoruz ve bombayı ele geçiyoruz fakat bombanın sahte olduğunu fark etmemiz üzerine Paris'i radyo aktif bir alana çeviren nükleer bomba patlıyor.

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

Thunder Run'da Çavuş Jonathan Miller'ı kontrol ediyoruz. Kendisi Anvil tank bölüğünde görev alan bir tankçı ve görevi Tahran'a gidip Blackburn'e yardım etmek.

Bölümün açılışında tank bölüğü ile çölün ortasında yol alıyoruz. Kısa bir süre sonra PLR'ın roket bataryaları ve tankları karşı saldırıya başlıyor. Teknolojik olarak T-72'lerden çok üstün olan Abrams tankları çok zorlanmadan düşmanları alaşağı ediyor.Tepeyi de aştıktan sonra PLR'ın üssüne doğru harekete geçmek üzereyken yoğun bir bombardıman altında kalıyoruz. MAV yani insansız hava aracıyla düşman üssünü lazer ile işaretledikten sonra havadaki dostalarımız A-10'lar düşman üssünü cehenneme çeviriyor. Hava desteği ile birlikte üsse giriyoruz ve geriye kalan piyadeleri, roket bataryalarını temizliyoruz. Arkamızda düşman bırakmadıktan sonra tekrar Tahran'a doğru gitmeye devam ediyoruz fakat PLR bizi yolumuzdan etmek için her şeyi yapıyor. Gerektiğinde onlarca T-72 üzerine geliyor, gerektiğinde ise binalardan üzerinize RPG yağıyor, sokak aralarından bomba yüklü araçlar üzerinize doğru son sürat geliyor. Bu kaos ortamından kurtulduktan sonra şehrin merkezine doğru gitmeye devam ediyoruz.
Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

Fear No Evil bölümünde Thunder Run'ın devamını oynuyoruz. Bölümün en başında Tahran merkezine giriyoruz fakat şehre girdiğimizde bizi büyük bir harabe şehir bekliyor. Yapılan savaşın ardından şehir çok büyük ölçüde hasar görmüş ve binaların çoğu yıkılmış. 2 tank olarak sokakların arasında sessizce ilerlerken yoğun bir ateş altında kalıyoruz ve her taraftan RPG gelmeye başlıyor. Diğer tank patlıyor ve kendi tankımızı canımızı kurtarmak için binanın üzerine doğru sürüyoruz. İlk katı yararak geçtikten sonra meydana ulaşıyoruz ve Blackburn'ün yardım istediği, içerisinde hala teröristler ile mücadele verdiği bankayı görüyoruz fakat düşman, bankayı her taraftan kuşatmış. Tankları patlatıyor, piyadeleri öldürüyoruz ve bu ablukayı sert bir şekilde aşıp bankaya yaklaşıyoruz fakat tankımızın motor kısmına bir RPG yedikten sonra tankımız hareketsiz hale geliyor. Bankanın önünde hareketsiz hale geldikten sonra Blackburn ve Montes'i görüyoruz. Uzun süredir bankada çarpışmışlar ve oldukça bitkin gözüküyorlar. Tankın ağır makinelisine geçip düşmanları biçmeye başlıyor fakat her taraftan geliyorlar! Kısa bir süre sonra tahliye helikopteri bizi almak için geliyor. Koruma ateşi açıyoruz; Blackburn ve Montes helikoptere biniyorlar fakat helikopterin pilotu başka koltuk kalmadığını, 10-15 dakika içerisinde gelecek olan helikopteri beklememizi söylüyor. Ağır ateş altında çaresiz bir biçimde kalarak düşmanları taramaya devam ediyoruz fakat bu cehennemde 15 dakika dayanmak eğer Rambo değilseniz imkansız. Tankımıza bir sis bombası atılıyor ve arkadan yaklaşan askerin dipçiğini suratımıza yiyoruz!
Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
Gözlerimi açtığımızda kafamızda çuval olduğunu fark ediyoruz. Bir süre sonra çuval çıkartılıyor ve karşımızda ezili rakibimiz Süleyman, Al-Bashir ve bir kamera ekibi duruyor. Süleyman kısa bir konuşma yaptıktan sonra Al-Bashir geliyor ve kamera önünde boğazımızı kesiyor! Helikopterde yeterli koltuk olmaması Çavuş Miller'ın hayatına mal oluyor ve bu idam videosu Amerikan Hükümeti'ne ültimatom olarak gönderiliyor.

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

Bir türlü Tahran'dan kurtulamadık! Night Shift bölümü Blackburn ve Campo'nun Al-Bashir'i ele geçirişlerini konu alıyor. Gecenin sessizliğinde oldukça yükses bir binanı üzerindeyiz ve harekat timini taşıyan helikopterin inebilmesi için alanı karanlık hale getirmemiz gerekiyor. 4-5 sokak lambasını vuruyoruz ve işlem tamam, helikopter yaklaşıyor ve harekat timi yere iniyor. Önlerine çıkan PLR askerlerini indiriyoruz ve binanın tepesindeki işimiz bitiyor.
Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
Şimdi aşağı inmemiz gerek. Aşağı indikten sonra sokaklar arasında gizlice ilerliyor, PLR devriyelerinden sakınıyoruz. Bir binaya giriyoruz ve karşımıza PLR askeri çıkıyor. Kolay lokma diye bıçağımıza davranıyoruz fakat namussuz herif çok da kolay bir av değilmiş! Bizi fark ediyor ve karşı koyuyor ama bıçağı boğazına saplıyoruz. Çok curcuna olduğu için devriyeler peşimize takılıyor ve diğer birçok FPS oyunlarından aşina olduğumuz kovalamaca sahnesi yaşanıyor fakat Campo'nun girdiğimiz lağamın girişini patlaması üzerine kovalamaca sona eriyor. Kısa bir süre yol aldıktan sonra Çavuş Miller'ın idam edildiği yeri görüyoruz. Miller'ın kanı hala yerde, birinin Al-Bashir'i yakalayıp Miller'ın öcünü alması gerek! Binadan çıktıktan sonra Cole ve harekat timi ile karşılaşıyoruz. Al-Bashir'in bulunduğu binaya geldikten sonra Blackburn ve Campo yüksek bir mevkiye çıkıp keskin nişancı desteği vermek için konuşlanıyor. Harekat timi ise binaya baskın için hazırlanıyor. Baskın başladıktan sonra yoğun bir çatışma ortamına giriyoruz. RPG'ler, mermiler havada uçuşuyor ve bu curcuna esnasında Al-Bashir, jipine atlayıp kaçmaya çalışıyor. Jipin yolunu kesip, tüm mermiyi boşaltıyoruz ve Al-Bashir bir elektrik direğine çarpıyor. Ağır yaralı haldeki Al-Bashir'i alıyoruz ve bir alışveriş merkezine girip Cole'un timinin gelmesini bekliyoruz. Bu esnada PLR bizi tabiki rahat bırakmıyor ve sürekli saldırıyorlar. Ateş altında direniyoruz ve helikopterler geldikten sonra Al-Bashir ile birlikte helikopterlere doğru canımızı kurtarmak için koşuyoruz fakat Al-Bashir'in durumu hiç de iyi değil. Helikoptere bindikten sonra zor da olsa 2-3 kelime ediyor ve Süleyman'ın New York'ta bir nükleer saldırı yapacağını itiraf ediyor.

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

Rock And A Hard Place bölümü İran ile Azerbaycan sınırında geçiyor. Al-Bashir'in telefonunfa "Kaffarov" ismi bulunuyor ve Kaffarov'un PLR'a silah sağladığı anlaşılıyor.

Bölümün başında bir Growler ITV'deyiz ve Araz Valley'deki Kaffarov'un villasına doğru yol alıyoruz. Yanımızda birçok zırhlı araç ve jipler var fakat kısa bir süre pusuya düşürülüyoruz. Yoğun bir ateş ve RPG'ler altında yavaş yavaş düşmanları temizledikten sonra pusuyu yapanların PLR askerleri değil, Rus oldukları belli oluyor. Neler olduğundan habersiz bir şekilde yola devam ederken havada onlarca Rus hava indirme uçaklarını ve paraşütçülerini görüyoruz. Aynı bizim gibi Rusların da Kaffarov'un peşinde olduğu anlaşılıyor. Ayrıca PLR'ın elinde bulunan 3 adet nükleer bombanın Kaffarov'un sağladığı ve bu bombaları da Rus Hükümeti'nden çaldığı anlaşılıyor. İki ülke de Kaffarov ve çalınan nükleer bombaların peşinde.
Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
Rus birlikleri yere indikleri anda Araz Vadisi tam bir cehenneme dönüşüyor. Rusları zar zor yara yara Kaffarov'un villasına doğru ilerliyoruz fakat bu hiç de kolay değil. Ruslar, Amerikalıların Kaffarov'a ulaşmaması için ellerinden gelen her şeyi yapıyor, zırhlı araçları bile üzerimize salıyorlar. Ağır kayıplar vere vere ilerledikten sonra bütün bu olanlar yetmezmiş gibi bir de Rus jeti peşimize takılıyor ve üzerimize doğru dalışa geçerek sürekli taciz ediyor. Karadan havaya etkili olan Stinger füzeleri sadece konvoyun en önünde olan jipde bulunduğu için taa konvoyun en önüne kadar siperden sipere koşmanız gerekiyor. Stinger'ı aldıktan sonra Rus jetine doğru ölüm getirecek olan füzeyi atıyoruz fakat tam o esnada takım arkadaşlarımız olan Campo ve Matkovic ölüyorlar. Rus jeti alevler içinde yere çakılıyor fakat üzülsek mi, sevinsek mi bilemiyoruz çünkü o kahrolası silah tüccarını yakalamak için neredeyse tüm arkadaşlarımızı feda ettik!

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

Bu bölümde ise Rock And A Hard Place bölümünü Dima'nın gözünden oynuyoruz fakat Amerikan askerlerine hiç bulaşmadan direk Kaffarov'un villasına dalıyoruz. Yanımızda Kiril ve Vladimir bulunuyor. Vladimir deyince aklınızda soru işaretleri oluşmuştur çünkü hatırlarsanız Comrades bölümünde Vladimir ölmüştü fakat Kaffarov bölümü 9 Kasım 2014'de geçiyor, Comrades ise 13 Kasım 2014. Yani Çavuş Blackburn, CIA ajanlarına bilgi verirken tam bir tarih sırası ile gitmiyor, o yüzden kafanız karışabilir.

Bölümün en başında bir Rus uçağındayız ve yanımızda Kiril ile Vladimir var ayrıca silahlarımızın bulunduğu büyük bir çanta taşıyoruz. Yük kapısını açtıktan sonra uçaktan atlıyoruz ve yine Battlefield'ın tema müziği bizi etkilemek için devreye giriyor. Oyunda sürekli kullanılmasına rağmen bu müzik sizi asla sıkmıyor, aksine sürekli etkilemeyi ve heyecanlandırmayı başarıyor. Paraşütleri açtıktan sonra bir ormana iniş yapıyoruz ve silah çantasının etrafına PLR askerlerinin toplandığını görüyoruz. Onlar çantayı açmadan önce mevzileniyoruz ve çapraz ateşe tutarak hepsini yerle bir ediyoruz. Çantadan silahları da aldıktan sonra PLR jipine binip yola koyuluyoruz fakat şansımıza yolda bir PLR konvoyunun arasına karışıp fark ettirmeden Kaffarov'un villasına dalıyoruz. Girişte bir Bio tarayıcı olduğu için PLR askeri olmadığı fark ediliyor ve yoğun bir çatışma ortamına giriyoruz. Kaffarov azılı bir silah tüccarı olduğu için villasını korumak için de hiçbir maliyetten kaçınmamış ve bizi oldukça zorlu bir bölüm bekliyor. Özellikle etrafta çok fazla araç olduğu için RPG'lere oldukça dikkat edin çünkü yanınızdaki araca bir RPG çarptığı anda öbür dünyaya yollanıyorsunuz. Bahçedeki korumaları temizledikten sonra villanın içine dalıyoruz ve Kaffarov'un ofisine kadar dövüşe dövüşe ilerliyoruz. Villa içerisinde pompalı tüfek kullanmanızı öneririm çünkü yakın bir çatışma ortamı olduğundan dolayı pompalı tüfek size büyük bir üstünlük sağlayacaktır. Kaffarov'un ofisine ulaştıktan sonra bir helikopterin havalanmak üzere olduğu görüyoruz ve koşarak helikoptere son anda atlıyoruz. Kaffarov ile kısa bir dövüştükten sonra yaklaşık 10-20 metreden Kaffarov ile birlikte havuzun içine düşüyoruz. Kaffarov, hayatını bağışlamamız için Süleyman hakkındaki tüm bilgileri ve onun planlarını itiraf edebileceğini söylüyor fakat Dima, Kaffarov'a yumruk atarak bayıltıyor.
Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
Bu sahneden sonra hemen Çavuş Blackburn'ün kontrolünü ele alıyoruz ve villaya doğru koşturmaya başlıyoruz. Dima ve ekibi villayı çoktan temizlediği için hiçbir zorlukla karşılaşmadan direk villaya dalıyoruz ve havuzun yanında Kaffarov'u görüyoruz. Tam yanına giderken Dima elindeki silah ile hareket etmemiz için bizi uyarıyor. Nükleer silahların Rus Hükümeti'nden çalındığını, Süleyman'ın sıradaki hedeflerinin New York ile Paris olduğunu söylüyor ve Blackburn'e bu saldırıyı engellemek için beraber çalışmayı teklif ediyor. Kısa bir süre sonra olay yerine Teğmen Cole geliyor ve Dima'ya teslim olmasını emrediyor. Dima ise Cole'u vurmamızı, eğer vurmazsak yaklaşık 1 milyon insanın nükleer saldırıda öleceğini söylüyor. Bunun üzerine Cole'u vuruyoruz ve Dima, Paris'e nükleer saldırıyı engellemek için gidiyor, biz ise New York'ta yapılacak olan nükleer saldırıyı engellemek için gidiyoruz fakat CIA, Blackburn'ü tutukluyor ve sorguya alıyor.

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

The Great Destroyer bölümünde Semper Fidelis bölümünün daha geniş bir halini oynuyoruz. Bölümün en başında CIA ajanları yine bizi sorguluyorlar fakat bu sefer oyundaki sırların birçoğu çözülüyor. Blackburn'ü kendi adamını vurmak ve Ruslara yardım etmekle suçluyorlar fakat Blackburn ise her şeyi Süleyman'ı durdurmak için yaptığını, nükleer bombaların Süleyman'da olduğunu söylüyor. Bunun üzerine CIA ajanları ağızlarındaki baklayı çıkartıyor ve Süleyman'ın kendi taraflarında olduğunu, Al-Bashir'den bilgi almak için PLR'ın başına kendilerinin getirdiklerini söylüyor. Fakat Al-Bashir, Blackburn'e Süleyman'ın PLR'ı ve kendisini kullandığını, büyük şehirlerde nükleer saldırılar yapacağını itiraf etmişti. Ayrıca New York'taki bombanın tren ile Times Meydanı'na götürülüp orda patlatılacağını Blackburn biliyordu. Ama Blackburn ne derse desin CIA ajanları inanmıyor ve Blackburn ile Montes'i kelepçeliyorlar. Tam bu esnada oyuna başlıyoruz ve bizi tutan 2 elemanı bir güzel pataklayarak yere indiriyoruz. Ardından pencereden atlayıp, binadan kaçıyoruz ve içini bomba yüklü olan trenin üstüne kendimizi atıyoruz. Bu esnada Semper Fidelis bölümünü yeniden oynuyoruz. En sona geldiğimizde Süleyman bize dipçik ile dalıyor fakat bu sefer karşı koyuyoruz ve elinde fünyeyi tutan teröristi rehin alıyoruz, ardından bombayı patlatıyoruz. Kısa bir süre sonra kendimize geliyoruz ve ayağa kalktığımızda nükleer bombayı taşıyan Süleyman kaçmaya başlıyor. Süleyman'ı kovalıyoruz fakat PLR askerleri bizi engellemek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Tüm engelleri açtıktan sonra kanalizasyondan çıkıyoruz ve meydana çıktığımızda Montes araba ile geliyor ve araba atlıyoruz. Times Meydanı'nda oldukça heyecanlı bir araba kovalamacası yaşıyoruz ve en sonunda Montes, Süleyman'ın arabasına çarparak kovalamacayı sonlandırıyor.
Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
Kazanın ardından Süleyman arabadan iniyor ve Montes'i vuruyor. Tam sıra bize gelmişken Süleyman'ın kurşunu bitiyor ve oldukça uzun sürecek bir dövüşe başlıyoruz. En sonunda Süleyman, nükleer bombayı etkin hale getirmeye giderken yerden bulduğumuz bir taş ile Süleyman'ı etkisiz hale getiriyoruz ve Süleyman'ın çantasını açtığımız anda nükleer bomba ile karşı karşıya kalıyoruz ve Battlefield 3'ün senaryo modu burada sona ediyor. Daha sonra ise Dima ile ilgili bir ara sahne giriyor.
2yzfloz.jpg
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE! ADMİN ADAYI-CO ADMİN


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Final Fantasy II Tam Çözüm Thekinq 0 133 22-07-2015, Saat: 16:26
Son Yorum: Thekinq
  NBA Live 07 Tam Çözüm Thekinq 0 154 22-07-2015, Saat: 16:25
Son Yorum: Thekinq
  Divine Divinity [ Türkçe Tam Çözüm ] Thekinq 0 161 22-07-2015, Saat: 16:24
Son Yorum: Thekinq

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

Türkçe Çeviri:MCTR MyBB, © 2002-2016 MyBB Group.
Desing and Coding By Mustafa SEVİM