Hoşgeldin, Ziyaretçi:

Üye Ol
Yeni Tema ! Yeni temamız forumumuza hayırlı olsun.Bu konuda fikirlerinizi beyan edebilirsiniz.
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Bilinmeyen Hitler Kitap Özeti
#1
İsa Mesih’ten sonra, hakkında en çok yayın yapılan kişi Adolf Hitler’le ilgili “yeni” ve “bilinmeyen” ne kalmıştır? Yeni ve bilinmeyen pek çok olay tarihin sis perdesi ardında gün ışığına çıkarılmayı bekliyor çünkü birçok belge uzun yıllardır kamuoyundan gizleniyor. Özellikle 1991 yılından sonra açıklanmaya başlayan belgelerin çoğu, tarihçiler tarafından yıllardır kesin “doğru” kabul edilen birçok bilgi ve yorumun geçersiz olduğunu ortaya çıkardı. Tarihçilerden kendisini on yıllarca gizlemeyi başaran, Hitler’in “yol göstericisi” ve “rakibi” olan Sebottendorff’, Türk vatandaşıydı ve Hitler’i iktidara getiren esrarengiz örgütü ilk kez İstanbul’da kurmuştu. Hitler’in hiç bilinmeyen bu yönünü Alman ve İsrailli araştırmacılar da ilk kez bu kitaptaki belgelerden öğrenmişlerdir
ÖNSÖZ
Adolf Hitler, İstatistiklere göre İsa Mesih’ten sonra hakkında en çok yayın yapılmış kişidir. Hitler’le ilgili elli binden fazla yayın vardır. Bu durumda “Yeni” ve “Bilinmeyen” ne kalmıştır diye sorulabilir? Oysa bu yayınlarla ilgili karşılaştırmalı bir döküm yapıldığında daha pek çok “Yeni” ve “Bilinmeyen” olayın, tarihin sis perdesinin ardında gün ışığına çıkartılmayı beklediği anlaşılır. Bunun nedeni, birçok belgenin uzun yıllar kamuoyundan gizlenmiş olmasıdır. Bu belgelerden çoğu özellikle 1991′den sonra açıklanmaya başlandı ve tarihçiler yıllardır kesin “Doğru” kabul ettikleri birçok bilginin ve yorumun arlık geçersiz olduğu kanısına vardılar. Örneğin, önde gelen Naziler’den Adolf Eichmann, 19471951 yıllan arasında Amerikan gizli servislerinin bilgisi dahilinde ABîyde yaşamış ve 1958′de Arjantin’e kaçırılmıştı. 1947′de Macar hükümeti, ABETye başvurarak Eichmann’ın bu ülkede olduğunu ve iadesini istemişti. Amerikalı yetkililer Macar hükümetine yanıt bile vermemişler ve Eichmann’ın kaçırılmasına göz yummuşlardı. 1961 yılına kadar Eichmann’ın Ölü olduğu sanılmıştı ama o başka bir kimlikle Arjantin’de yaşamıştı. Eichmann, daha sonra İsrail gizli servisleri tarafın dan yakalandı ve idam edildi. Amerikalıların Eichmann dosyasını gizledikleri ancak 2000 yılında açıklandı.
Bu kitapta anlatılan nedir?
Öncelikle şunu vurgulayayım: Bu kitapta bazı “Yeni” belgeler, bulgular ve bilgiler var. Fakat bu kitap “Yeni” bir Nazizm Tarihi değil. Kitapta Hitler’in 1933′e, yani iktidara getirildiği yıla kadar olan hayatından kesitler var. Ağırlıklı olarak da Hitler’in “Ailesi” ve bu ailenin geçmişi var. Hitler nasıl bir ailenin çocuğuydu? Bu soru araştırıldı ve ortaya kelimenin tam anlamıyla “Garip” bir aile yapısı çıktı. Kitabın bu ilk bölümünde o denli karışık olaylar var ki, okur bu ilk otuz sayfada pes etmezse kitabın sonunu rahatlıkla getirebilir kanısındayım.
İkinci olarak kitapta Hitler’i siyaset sahnesine çıkartan gizli bir “Örgüt Örgütü” anlatılıyor. Örgütizm (Gizli İlimler) Nazilerin iktidara gelmesinde çok önemli bir rol oynamıştı fakat yakın zamana kadar Nazizm’in bu yönü tarihçiler tarafından ya hiç bilinmemiş ya da görmezden gelinmişti. Bu bölümde Hitler’in, Almanya’nın ve Dünya’nın başına “Gökten” zembille inmediği belgeleriyle açıklanıyor. Nazi dönemine tanıklık etmiş bir Alman tarihçisinin sözleriyle belirtirsek “Hitler Bir İş Kazası Değildi!”
Üçüncüsü, bu gizli Örgüt örgütünü kuran, yöneten ve Hitler’e iktidar “Yolunu Açan” (Wegbereiter) bir kişinin hiç değinilmemiş, hep gizli tutulmuş bazı yönleri ilk kez bu kitapta belgeleriyle dünya kamuoyuna açıklanmaktadır. Bu belge ve bilgileri, Amerikalı, İsrailli, Alman vd. ülkelerin araştırmacılarından önce Türkiyeli okurlar öğrenecekler. Bu bana ayrı bir mutluluk veriyor. Sözünü ettiğim bu gizli Örgüt örgütünün adt Thule Gesellschaff tır ve onun kurucusu da tarihçilerin “Esrarengiz Baron” diye tanımladıkları Baron Rudolf von Sebottendorff’tur. Bu kişi gerçekten de çok esrarengiz bir adamdı. Kitabı okuyunca hak vereceksiniz.
Hitler’in gerisinde, perde arkasından onu yönlendiren Thule adlı gizli bir örgütün bulunduğuna dikkati ilk çeken akademisyen Dr. Reginald Phelps olmuştur. Phelps, 1963′te “Journal ol Modem History” dergisinde Thule’yi ve Sebottendorff’u anlatan uzun bir inceleme yayınlamıştı. Bir yıl sonra Alman tarihçi Dietrich Bronder
de bu konuyu İnceleyen bir kitap yayınladı. Bronder, çalışmasında Thule’nin çok tehlikeli faka! tarihçilerin dikkatinden kaçmış gizli bir Örgüt merkezi olduğunu anlattı. Bu örgütün kurucusu Baron Rudolf von Sebottendorff u ise eşi bulunmaz bir “Konspiralör” olarak tanımladı. Öyleyse nasıl olmuştu da bu tehlikeli ve esrarengiz kişi bunca yıl tarihçilerin dikkatinden kaçmayı başarmıştı? Bunun yanıtı, söz konusu kişinin yaşamıyla ilgili bazı önemli bilgilerin bir ülkenin “Derin Devlerinin arşivlerinde özenle gizlenmiş olmasıydı. Bu ülke de Türkiye’ydi!
Bronder’in kitabından sonra aynı konuyu işleyen başka kitaplar da yayınlandı. Bu kitaplardan beşi Amerikalı, dördü de Avrupalı tarihçiler tarafından kaleme alınmıştı. 1989′dan sonra özellikle Avrupalı ciddi televizyon kanalları Nazizm ve Örgüt bağlantısını işleyen diziler ve belgeseller hazırladılar. Örneğin, Avusturya Devlet Televizyonu tarafından hazırlanan dizide Thule oldukça ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştı. Daha sonra Kanadalı ve Amerikalı özel belgesel yapımcıları da bu konuyu işleyen diziler hazırladılar. Gördükleri büyük ilgi üzerine haftalık video kasetleri ve dergiler çıkarmaya başladılar. Günümüzde Intemef te Thule ve Sebottendorff la ilgili müthiş bir “Komplo Teorileri”!.!} yayınlama yansı sürüyor.
Sebottendorff, gerçekten de bir “Konspiratör” ve “Örgüt Ustası” mıydı? Bu sorunun yanıtı evettir. Sebottendorff ve Thule olmasaydı, ne NSDAP (Nazi Partisi) ne Hitler, ne Holokost, ne de milyonlarca ölü olurdu. Sebottendorff ve Thule, Adolf Hitler’i arkasından iterek tarih sahnesine çıkartan göze görünmeyen güçlerdi. Öyle ki, Hitler’i işbaşına getiren kadrodaki ilk on kişinin tamamı bu gizli örgütün üyeleriydiler. Bunların arasında Dietrich Eckarf ı, Alfred Rosenberg’i, Rudolf Hess’i, İçişleri Bakanı Wilhelm Frick’i ve Hitler’in avukatı Hans Frank’ı (Polonya Kasabı) saymak yeterli olur sanırım.
Alman akademisyen Klaus Kreiser’in yazdığına göre, Sebottendorff, Hitler’in hem yol göstericisi hem de rakibi olmuştu. Başka bir Alman tarihçiye, George L. Mossc’ye göre de Thule Örgütü DAP1! (Alman İşçi Partisi)’kurarak Nazilere iktidar yolunu açmıştı. Bu parti kısa bir süre sonra Hitler’i Genel Başkanlığa getirdi ve adını NSDAP (Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi) olarak değiştirdi.
Thule’nin 1200 kadar aristokrat ve. zengin üyesi bu partiyi perde arkasından destekledi ve bu üyeler Adolf Hitler’i iktidara taşımadan ünce Tinie’nin “Dünya Görüşü”ne uygun olarak eğittiler.
“Bilinmeyen Hitler”de tarihin en şaşırtıcı liderlerinden biri olan Adolf Hitler’in alışılmadık bir portresini okuyacaksınız. Ailesiyle ve yetiştiği ortamla ilgili dünyada az bilinen, Türkiye’de ise bilindiğini sanmadığım bazı ‘Garip’ özelliklerini bulacaksınız.
Daha önemlisi çeşitli sahte kimliklerin ardına saklanarak kendisini Tarih’ten ve akademisyenlerden on yıllarca gizlemeyi başarmış, bir “Casus”un yaşamım ve Türkiye’deki faaliyetlerini öğreneceksiniz. Bu kişi Hitler’in “Yol Göstericisi” ve “Rakibi” olan Baron Rudolf von Sebottendorıf’tur.
Baron Rudolf von Scbottendorff, Türk vatandaşıydı!
Sebottcndorff’la ilgili bazı resmi belgeler işte ilk kez bu kitapta dünya kamuoyuna açıklandı.
“Bilinmeyen Hitler” alışılmadık bir kitaptır. Kendi alanında bir “ilk”tir. Adolf Hitler’e ve Nazizm’e yerleşik bakış açısında bir değişiklik yapıp yapamayacağını İleride göreceğiz.
Bu kitabı niçin yazdım?
Bu kitapta yer alan olaylardan bir bölümü 19921994 yıllan arasında “Milliyet, Cumhuriyet” ve “Sabah” gazetelerinde dizi yazılar olarak yayınlandı. Bu dizilerin yayınlanmasından sonra, başta Yahudi Cemaati olmak üzere yurtiçinden ve dışından belirli kişiler benimle temas kurdular. Bunların arasından bana özel bilgileri vermek nezaketini gösterenler de çıktı, bu konuyu yazmamamı İsteyenler de oldu. Destekleyenlere de, engellemeye kalkışanlara da teşekkür ediyorum. Yurdunu seven bir yazar olarak görevim bu kitabı yazmaktı; gerisi beni ilgilendirmiyor.
Kitapta “Kültürel Karamsarlık” diye tanımlanan bir çıkış noktası var. Adolf Hitler, Almanya’da “Kültürel Karamsarlığın” egemen olduğu bir dönemin ve ortamın ürünüdür. Adolf Hitler’in günümüzde etkisini hâlâ sürdürüyor olması onun “Esrarengiz” karizmasından değil, benzer bir “Kültürel Karamsarlık” ortamının


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  İkinci şans kitap özeti Dogukan 1 164 05-04-2016, Saat: 22:49
Son Yorum: SelcukBass
  Bir bilim olarak psiliyatri Kitap Özeti Dogukan 0 153 05-04-2016, Saat: 22:39
Son Yorum: Dogukan
  Canan Kitap Özeti Dogukan 0 171 05-04-2016, Saat: 22:38
Son Yorum: Dogukan

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi

Türkçe Çeviri:MCTR MyBB, © 2002-2016 MyBB Group.
Desing and Coding By Mustafa SEVİM