Kitap Özeti Ardında Bıraktığın Kadın/ Arka Kapak Bilgisi İle Birlikte.

Kim-Jong

Onursal
Onursal
Katılım
18 May 2015
Mesajlar
1,226
Tepkime puanı
0
ARKA KAPAK BİLGİSİ
Ardında bıraktığın kadını hatırlıyor musun? Paris'te Balayı devam ediyor…

Genç ve güzel Sophie+ savaşa giden ressam kocası Édouard'ın yokluğunda ailesini ne pahasına olursa olsun korumaya kararlıdır. Ancak işlettikleri otel bir Alman komutan ile askerlerine hizmet vermek zorunda bırakıldığında huzurlu evleri+ korku ve gerilimin yuvası haline gelir. Ve tehlikeli Alman komutan+ Sophie'nin büyüleyici tablosuna tutkuyla bakmaya başladığında artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı anlaşılır…

Neredeyse bir yüz yıl sonra Sophie'nin göz alıcı tablosu Liv Halston'ın evinde asılı durmaktadır. Ölen kocasının hediyesi olan bu tablo+ Liv için tüm anılarını gömdüğü bir hazine gibidir. Ancak şans eseri tablonun karanlık geçmişi gün yüzüne çıktığında Liv'in hayatı bir kez daha alt üst olmanın eşiğine gelir…

Ardında Bıraktığın Kadın… Ne pahasına olursa olsun sevdikleri için mücadele etmekten asla vazgeçmeyenlerin öyküsü…

"Tatlı acı romanların ustası Jojo Moyes büyük aşk hikâyelerini en karanlık noktalarıyla ele alırken okuyucusuna alışılmış mutlu sonlardan çok daha fazlasını sunuyor."
Entertainment Weekly-

"Lezzetli bir olay örgüsü+ capcanlı bir hayal gücüyle yaratılan karakterler ve karşı konulmaz aşklar…"
-USA Today-

"Ardında Bıraktığın Kadın yüreğinize büyük bir darbe gibi inecek+ baştan çıkarıcı bir roman."
-The Washington Post-

"Kararlı ve yürekli âşıkların romanı… Son sayfayı çevirine kadar dünyadan koptuğunuzu fark etmeyeceksiniz." Los Angeles Times
"Hataları+ cesaretleri ve tutkularıyla Moyes'in karakterleri sizi bambaşka bir dünyaya davet ediyor."
-Library Journal-

"Yüz yıllık bir tablonun etrafında canlanan iki ölümsüz aşk hikâyesi… Bu romanı okumak sıradışı bir deneyim olacak."
-Booklist-

KİTABIN ÖZETİ:
Ardında Bıraktığın Kadın Jojo Moyes

Jojo Moyes+ romanlarında gülerken ağlatan+ aşık ederken kalp kıran bir tarza sahip ve her romanında okuyucularına duygusal bir aşk hikayesi sunarken onları hüzünlendirip ağlatmayı da ihmal etmiyor. Ardında Bıraktığın Kadın romanı da yine Jojo Moyes tarzı diyebileceğimiz bir aşk romanı.

Ardında Bıraktığın Kadın iki farklı zaman diliminde birbiri ile bir tablo ile bağlı iki hikayeyi anlatıyor.

Sophie genç ve güzel bir kadındır.Ressam olan kocası savaş nedeni ile gitmek zorunda kalmıştır ve Sophie küçük bir otel işleterek ailesine bakmaya çalışır. Savaşın ilerlemesi ile Sophie otelinde Alman askerlerini ağırlamak zorunda kalır. Bu nedenle Sophie tüm huzurunu yitirir ve güvenliği için bazı şeylere boyun eğmek zorunda kalır. Sophie’nin kocası geride Sophie’nin mükemmel bir tablosunu bırakmıştır ve Alman komutanın bu tabloyu görmesi ile Sophie’nin hayatı tamamen değişecektir.

Yıllar sonra Sophie’nin tablosu kocası tarafından Liv Halston’a hediye edilmiştir. Kocasının ölümünden sonra Liv için bu tablo anılarını yaşattığı bir parçası gibi olur. Fakat tablonun gerçek hikayesini öğrendiğinde Sophie’nin acı kaderini paylaşmak zorunda kalır.


**********

1916 yılında Fransa’nın St. Peronne kenti Almanların işgali altındaydı. Sadece Peronne değil tüm Fransa Almanların işgali altındaydı. Ressam Edouard Lefevre savaş için cepheye gitmişti. Eşi Sophie ise Peronne’a ailesinin oteline gitmişti. Orada ablası Helen ve kardeşi Aurelien ile otel Le Cog Rouge’yi işletiyorlardı. Ablasının da kocası cephedeydi.

Bir süre sonra almanlar oraya el koydu ve onlardan kendilerine her gün akşam yemeği hazırlamalarını istedi. Bu şekilde yemek artıklarıyla Helene’in çocukları Mimi ve Jean’ı da doyurabiliyorlardı. Duvarda Sophie’nin kocasının çizdiği bir portresi vardı. Bu portre komutan Friedrich Hencken’in ilgisini çekmişti. Sürekli bu resme bakıyordu. Otele gelip gittikçe Sophie ile ilgilenmeye başlamıştı. Sophie de bu ilgisini fırsat bilerek ondan kocasını kurtarması için yardım istedi. Çünkü kocasının Almanlara esir düştüğünü öğrenmişti. Komutana isterse portreyi de alabileceğini söyledi.

Komutan gece yanına gelmesini istedi. Gece portreyi de alarak komutanın yanına gitti. Ama komutanın isteğini gerçekleştiremedi. Komutan onu kovunca portresini de alarak gitti. Sophie kocasını kurtarmak için elindeki şansı kaybettiği için üzülmüştü. Bir gün kasabadaki Liliane almanlar tarfından götürüldü ve kızın Edith’in bakımını Sophie yüklendi. Bir zaman sonra Sophie’yi de almaya geldiler. Ablası kaçmasını isterken o kendisinin Edouard’a götürüleceğini düşündü ve kaçmadı. Almanlar tarafından oradan oraya götürülürken Liliane ile karşılaştı. Artık yanında bir arkadaşı vardı.

2006 yılında Liv Halston kocasının eseri cam evinin duvarında duran Ardında Bıraktığın Kadın portresine bakıyordu. Kocası David hayatını kaybetmişti ve bu büyük evde yalnız başına yaşamaya çalışıyordu. Maddi durumu kötüydü ve vergi borçları birikmişti. Bir gün eski arkadaşı Mo ile karşılaştı ve kendisi bile ne dediğinin farkına varamadan ona evinde kalabileceğini söyledi. Bu önce kısa süreliydi ama Mo sürekli onda kalmaya başlamıştı. Bu durum Liv’in hoşuna gitmeye başlamıştı. Çünkü yıllardır yalnız yaşamaktan sıkılmıştı.

Liv sıkıldığı bir gün bara gitti ve içmeye başladı. Burada bankadan çektiği paranın da içinde olduğu çantasını çaldırdı. Eski polis olan Paul onunla ilgilendi ve onu polise götürdü. Liv çok sarhoş olduğu için evini hatırlayamadı. Bu yüzden Paul Liv’i kendi evine götürmek zorunda kaldı. Gece boyunca konuştular ve Liv hayatını hiç tanımadığı Paul’e anlattı. İkisi de birbirinden etkilenmişti. Fakat Liv sabah Paul’e görünmeden evden çıkıp gitti.

Paul savaş döneminde çalınan sanat eserlerini bulan TARP şirketinde çalışıyordu. Edouard Lefevre’e ait bir tabloyu arıyorlardı. Paul emniyetteki arkadaşları sayesinde çantayı buldu ve Liv’in evini öğrenip çantayı ona götürdü. Bundan sonra ikisi sürekli görüşmeye başladı. Liv bir gün Paul’ü evine çağırdı. Çok güzel vakit geçirdiler. Fakat Paul birden duvardaki tabloyu gördü. Bu tablo aradıkları Ardında Bıraktığın Kadın tablosuydu. Paul hiçbir şey söylemeden çıkıp gitti. Liv’e ne söyleyeceğini bilmiyordu çünkü Liv kocasının hediyesi olan bu tabloyu çok seviyordu. Aradan birkaç gün geçtikten sonra Paul geldi ve durumu Liv’e anlattı. O tablonun savaş döneminde çalındığını sahibinin onu almak istediğini söyledi. Paul’e göre resmi almak için hakkı da vardı. Liv resmi vermek istemedi. Resmi David’in parasıyla aldığını söyledi ve sakladığı faturayı da ona gösterdi.

Liv Paul’ün baştan beri kendisiyle resim için ilgilendiğini düşündü. Liv resmi vermek istemeyince olay mahkemeye taşındı. Mahkeme süreci maddi açıdan Liv’i çık etkileyecekti. Avukatı bu konuda Liv’i uyardı. Fakat Liv tablodan vazgeçmedi. Resmin çalınmadığıyla ilgili kanıtlar aramaya başladı. Sophie’nin yeğeni Philippe Bessette’ye ulaştı ve ondan Sophie hakkında bilgi aldı. Bessette babası Aurielen’in Sophie’yi sevmediğini+ onun ismini söyletmediğini anlattı. Mahkemeye David’in resmi aldığı kadın Marianne Baker de katıldı ve resmi David’e kendisinin sattığını söyledi. Resim annesine aitti ve annesine de hediye edilmişti.

Zorlu mahkeme süreci Liv ve Paul’ü çok yıpratmıştı. Paul Liv’i seviyordu bu işte onunla farklı taraflarda olmaktan hiç memnun değildi. Liv de sürekli Paul’ü düşünüyordu. Liv maddi sıkıntıdan dolayı David’den kalan evini satışa çıkardı. Paul resimle ilgili tekrar sorular sormak için Marianne Baker’a gitti. Annesi Louanne Baker’ın tuttuğu not veya günlük olup olmadığını sordu. Marianne ona muhabir olan annesinin günlüklerini gösterdi. Paul bu günlüklerin içinde resmin ona nasıl hediye edildiğini anlattığı bölümü buldu. Bu belge resmin Liv’de kalmasını sağlayabilirdi. Ama bunu kendisi Liv’e vermedi. Marianne’den vermesini rica etti. Marianne de bunu memnuniyetle yaptı. Çünkü önceden hediye olduğuyla ilgili bir kanıt olmadığı için annesini hırsız olarak nitelendiriyorlardı.

Paul’ün bulduğu belgeyle resmin Liv’de kalma olasılığı yükselmişti. Fakat günlüğün devamını okuyan diğer avukatlar resmi Louanne’ye hediye edenin komutanın eşi olduğunu söylediler. Bunu nüfus sayım kayıtlarıyla da kanıtladılar. Bu sayede resmi komutanın çalmış olabileceği ihtimali ortaya çıktı. Liv bir kez daha hayal kırıklığına uğradı. Paul işi bıraktı ve Liv’in yanına geldi. Bir daha onu bırakmayacaktı. Ama Paul resmin Liv’den alınma sebebini kendisi olarak görüyordu ve Liv’in kendisini suçlayacağını düşünüyordu.

Paul araştırmalarına devam etti ve annesi Almanlar tarafından götürüldükten sonra Sophie’nin yanında kalan Edith Bethune’ye ulaştı. Mahkemeye onu getirdi. Edith resmin hiçbir zaman çalınmadığını çünkü resmi komutana kendisinin verdiğini söyledi. Komutan Sophie’ye yardım etmişti ve onu kocasıyla buluşturmuştu. Başka isimlerle Almanya’nın İspanya kıyısında yaşamaya başlamışlardı. Sophie+ sık sık Helene’e mektup gönderiyordu. Mektuplarında resmi komutana vermelerini istemişti. Bunun üzerine Edith resmi komutana vermişti. Edith’in söyledikleriyle resmin Liv’de kalacağı kesinleşmişti. Çünkü resim hiçbir zaman çalınmamıştı. Liv ayrıca Sophie’nin kocasıyla buluştuğunu duyunca çok sevinmişti. Çünkü Sophie bunu hak ediyordu. Paul artık kendisini suçlu hissetmiyordu. Artık Liv ile mutlu bir hayatları vardı.
 
Üst