Kitap Özeti Göçebe

Kim-Jong

Onursal
Onursal
Katılım
18 May 2015
Mesajlar
1,226
Tepkime puanı
0
Frankenstein Kitap Özeti

Romanın orjinal adından yola çıkarsak (Frankenstein or Modern Prometheus”)+ Yunan mitolojisinde Prometheus tanrıların adaletsizliğinden+ keyfi davranışlarından nefret ettiği için Zeus’a inat olsun diye balçıktan insan (erkek) yaratıp+ ona+ tanrılardan çaldığı ateşi yani bilgiyi ve uygarlığı verdiğinden Zeus tarafından cezalandırılır. Victor Frankenstein’da annesinin ölümünden sonra doğaya ya da tanrıya karşı isyan bayrağını açar -bu şeytanca el kimden sevdiklerini koparmamıştı ki!-. İnsan ırkının aksine mutlu ve mükemmel bir tür yaratma hayaliyle kendini+ cansız maddelere hayat verebilme amacına adar.
Bilgisini doğaya karşı kullanan Frankenstein+ ailesinin cennet bahçesinden çıkıp+ kendisini keşfine adadığında insanlardan uzaklaşır+ mezarlıklarda vücut parçaları toplayarak+ küçük odasında deneyler yaparak yıllarını geçirir. Zaman zaman yaptığı işin korkunç ve insanlık dışı olduğunu düşünse de tutkusu takıntı haline gelmiştir. Prometheus gibi Frankenstein’da bir erkek bedenine hayat verir ama ondan farklı olarak+ kendi yarattığı canavar tarafından cezalandırılıp+ ölünceye kadar onun sebep olduğu acılara katlanmak zorunda kalır.
Canavarsa+ gizlice yanlarına sığındığı bir aileyi izleyip dinleyerek konuşmayı ve okumayı öğrenir. Ama bilgi tıpkı yaratıcısı gibi canavara da mutluluk getirmeyecektir. Bulduğu üç kitaptan öğrendiklerinden yola çıkıp+ insanlığı ve kendi hayatını sorgulamaya başlar. Plutarc’ın Yaşamları+ ona insanlık tarihinin önemli kişiliklerini+ savaşı+ erdemi ve kötülüğü+ Goethe’nin “Werter’in Acıları” romanı “ümitsizliği ve hüznü” öğretir. Milton’ın Kayıp Cennet’i ise Canavar’ın durumuna daha bir yakındır. Kendi tanrısını bu hikâyedeki tanrı ile karşılaştırır. Adem’in tanrısı yarattığı varlığı korumuş+ yalnız kalmaması için ona bir eş vermiştir. Buna karşılık Canavarın tanrısı düşünme+ konuşma+ hissetme yetenekleri verse de onu sevgisiz bırakmıştır. Kendisi için bir sır olan dünyada yalnız kalan yaratık+ şefkati+ dostluğu+ aşkı görür ama onlara ulaşamaz. Bir yerlerde adalet gibi kavramlar vardır ama o tüm bunlardan yoksundur. Tanrısı tarafından terkedilen Canavarın+ ben kimim+ neyim+ nerden geldim nereye gidiyorum soruları yanıt bulmaz. İnsanlar hakkında öğrendikleri yalnızca “ne kadar zavallı ve dışlanmış “olduğunu hatırlatır. İnsanların kendisini kabul etmeyeceğini anlar. İntikam hisleriyle dolu olarak yaratıcısının yaşadığı yere giderken ormanda rastladığı çocuğun Frankenstein’ın kardeşi olduğunu anlar ve onu öldürür. Yaratıcısının da tıpkı kendisi gibi acı çekmesine+ yalnız kalmasına sebep olacak ölümler zincirini başlatır.
Frankenstein romanında+ canavarın+ cinayetleri durdurmak için tek şartı tanrısının kendisine benzeyen bir dişi yaratmasıdır. Frankenstein+ bunu önce kabul etse de belki Kayıp Cennet’teki Adem’in başına gelenleri hatırladığından “Canavar+ insanoğlundan uzaklaşıp+ ıssız yerlerde gizleneceğine yemin etti fakat bu etmedi. Dişi büyük ihtimalle düşünen ve mantıklı bir hayvan olarak belki de kendisinden önce yapılan bir sözleşmeye katılmayacaktı. Hatta birbirlerinden nefret edeceklerdi…” der. Bilgi ağacının meyvesinden yeme ihtimali olan dişinin neden olabileceği tehlikeleri göze alamaz ve yaratmakta olduğu dişiyi parçalar. Her ne kadar yaradılışı iyi ve sevgi dolu olsa da dileğinin yerine getirilmemesi+ tanrısının bu adaletsizliği Canavarın intikam arzularını son safhaya çıkarır. Kendisine merhamet göstermeyen+ adil olmayan+ onu yok etmeye çalışan tanrı karşısında gücünü kullanmaktan çekinmez.
Frankenstein+ yeryüzüne inmiş bir Tanrı; Canavar ise yaşadıkları ve gördükleri yüzünden isyan eden+ yaratıcısından hesap soran insanoğlu mudur? Ya da roman+ hem Frankenstein hem de canavar tarafından sık sık gönderme yapılan Milton’ın Kayıp Cennet’ine bir kadın cevabı mıdır? Bence iki soru da evet olarak cevaplanabilir.
Mary Shelley+ tanrısal güç verdiği Frankenstein’ı Milton’ın Kayıp Cennet’teki olabildiğince şefkatli tanrısıyla karşılaştırır. Milton’ın tanrısı yarattığı insan-oğlunun mutluluğu için her şeyi yapar. Yalnız kalmaması için ona eş+ karnını doyurması için yiyecek+ sorularını cevaplaması için melekler gönderir. Cennetten atıldıklarında gelen melek onlara tanrının iyileri koruyacağının işaretini verir. Canavarda iyi kalpli ve yardımseverdir. Yanlarında gizlice yaşadığı aileye ormandan yakacak ve yiyecek getirir+ boğulmakta olan bir çocuğu kurtarır vs. ama bunların hiçbiri onun tanrısı tarafından terkedildiği+ insanlar tarafından dışlandığı gerçeğini değiştirmez. Tanrısının bile tiksindiği bu yaratığın suçu sadece çirkin olmak mıdır? Yoksa Shelley kendi hayatından yola çıkarak tanrının gerçekte yarattıklarına en güzel biçimi veren+ adaletli+ onları kötülüklere karşı uyaran+ koruyan+ kısacası Milton’nun sevgi dolu tanrısına pek de benzemediğini mi söylemeye çalışır?
Romanın ilginç ayrıntılarından birisi de karakterlerin+ tıpkı yazarları gibi annesiz olmalarıdır. Frankenstein’ın annesi+ Frankenstein+ Walton+ Elizabeth+ Justin+ Felix+ Agatha+ Safie ve Canavar bir biçimde ya annenin koruyucu cennetinden mahrum kalmış ya da ona hiç sahip olmamışlardır. Hatta+ romantizm akımı mensuplarından olan yazar+ insanların ve Canavarın huzur buldukları doğa tasvirleriyle süslediği romanını+ serin akan nehirlere ya da yemyeşil ormanlara sahip tabiat ananın kucağında değil buzul çöllerinin ortasında bitirecek kadar dışarda bırakır kadınlık olgusunu. Kadın karakterler farkedilir derecede pasifken+ erkek karakterler takıntılı derecede macera+ bilgi ve ün peşindedirler ve nitekim bu kez çizgiyi geçen+ yasakları delen+ sorgulayan+ kadınlar değil erkekler olunca ortaya da böyle bir sonuç çıkmış+ Milton’un Kayıp Cennet’ine+ Mary Shelley’nin cevabı Frankenstein’la olmuştur da diyebiliriz.
Özetle+ yayımladığı tarihten bu yana 192 yıl geçmiş olmasına rağmen tekrar tekrar zevkle okunabilecek ve her seferinde yeniden keşfedilecek güzellikte bir roman Frankenstein.

frankenstein kitap çeviri frankenstein kitap çevirisi frankenstein kitap indir frankenstein kitap özeti frankenstein kitap özeti ingilizce frankenstein kitap özeti türkçe


Alaycı Kuş

1 SENE
by kitapözeti in Bilim Kurgu+ Macera

Alaycı Kuş Kitap Tanıtımı

AÇLIK OYUNLARI’NIN NEFESİNİZİ KESECEK 3. KİTABI
Bütün engellere rağmen+ Katniss Everdeen Açlık Oyunları’ndan iki kez sağ çıkmıştır. Ama şimdi kanlı arenadan sağ çıkmayı başardığı halde hâlâ güvende değildir. Capitol kızgındır. Capitol rövanş istemektedir. Uğradıkları bozgunun bedelini ödetmek istedikleri kişi kimdir? Katniss. Daha da beteri+ Başkan Snow başka hiç kimsenin de güvende olmadığını açıkça belirtmiştir. Ne Katniss’in ailesi+ ne arkadaşları+ ne de 12. Mıntıka halkı. Suzanne Collins’in gerilim romanı Açlık Oyunları üçlemesinin bu güçlü ve heyecan verici finali yılın en çok sözü edilen kitabı olmayı vaat ediyor.
“En heyecanlı yerinde kesilen mükemmel kitap okurları üçüncü cilt için feryat ederken bırakacak.”
– Kirkus reviews
“Edward’ı ya da Jacob’u unutun… okurlar taraf tutacak: Peeta mı+ yoksa Gale mi?”
– Publishers Weekly
“Katniss ustalıkla öldürürken+ Collins vurucu yeteneğiyle yazıyor.”
– Time dergisi
“Kusursuz ilerleme hızı ve heyecan verici bir dünyanın inşa edilmesi.”
– Booklist
“Ardında yeterince yanıtlanmamış soru bırakarak okurları kıvrandırıp ümitsizce bir sonraki bölümü beklemelerini sağlıyor.”
– School Library Journal
Alaycı Kuş Ön Okuma

Başımı eğdim ve ayakkabılarımın yıpranmış deri yüzeyini kaplayan ince kül tabakasına baktım. İşte tam burası+ bir zamanlar kız kardeşim Prim’le paylaştığımız yatağın durduğu yerdi. Şu tarafta mutfak masası vardı. Tamamen yerle bir olup bir kömür yığınına dönüşen şöminenin tuğlaları+ evin kalan kısmı için bir nirengi noktası olmuştu. Başka türlü bu gri denizde yolumu nasıl bulabilirdim?
12. Mıntıka’dan geriye neredeyse hiçbir şey kalmamıştı. Bir ay kadar önce+ Capitol’ün bomba yağmuru zavallı maden işçilerinin Dikiş’teki evlerini+ şehirdeki dükkânları+ hatta Adalet Binası’nı yerle bir etmişti. Kendini bu yangından kurtarmayı başaran tek yer Galipler Köyü olmuştu. Nedenini tam olarak ben de bilmiyordum. Belki de Capitol’den iş için buraya geleceklerin kalacak bir yerleri olsun istenmişti. Raportörler. Madenlerin durumunu değerlendirmek üzere gönderilmiş bir komite. Geri dönüş yapan sığınmacıları kontrol etmeye gelmiş bir manga Barış Muhafızı.
Ancak benden başka geri dönen yoktu. Zaten ben de kısa bir ziyaret için gelmiştim. 13. Mıntıka’da ki yetkililer geri dönmeme şiddetle karşı çıkmışlardı. Beni korumak için en az bir düzine görünmez hava aracının başımın üstünde dönüp durması gerekeceğini ve ortada ele geçirilecek yeni bir istihbarat olmadığını bahane ederek+ bunu maliyeti yüksek ve gereksiz bir macera olarak gördüklerini söylemişlerdi. Yine de olanları kendi gözümle görmem gerekiyordu. Bu öyle büyük bir ihtiyaçtı ki+ işi+ planlarını gerçekleştirmelerinde işbirliği yapmam için Ön koşul olarak Öne sürmeye kadar götürmüştüm.
Nihayet+ Capitol’deki isyancıları organize eden Baş Oyunkurucu Plutarch Heavensbee ellerini havaya kaldırıp+ “Bırakın gitsin+” demişti. “Koca bir ay yerine bir gün kaybetmeye razıyım. Belki de On İki’de küçük bir tur atmak+ onu aynı tarafta olduğumuza ikna edebilir.”
Aynı tarat. Sol şakağıma+ Johanna Mason’ın tel bobini başıma indirdiği noktaya bir ağrı saplanmıştı; elimi üzerine bastırdım. Neyin doğru+ neyin yanlış olduğunu ayırt etmek için debelenirken anılar çevremde fır dönüyorlardı. Beni şehrimin harabeleri arasında öylece durmaya hangi olaylar dizisi itmişti? Gerçekten zorlanıyordum; çünkü Johanna’nın neden olduğu beyin sarsıntısı tamamen geçmiş değildi ve düşüncelerimin allak bullak hali devam ediyordu. Ayrıca ağrılarımı ve ruh halimi kontrol etmek için kullandıkları ilaçlar bazen gerçekte olmayan bir şeyler görmeme neden olabiliyorlardı. Ya da ben öyle sanıyordum. Hastane odamın zemininin kıvrılan yılanlardan oluşmuş bir halıya dönüşüverdigi o gece+ halüsinasyon görmüş olduğumdan emin değildim.
Doktorlardan birinin önerdiği tekniği uyguladım: Doğru olduklarından emin olduğum en basit şeylerle başlayıp daha karmaşık konulara geçerek bildiklerimi sıralamak.
Adım Katniss Everdeen. On yedi yaşındayım. Evim 12. Mıntıka’da. Açlık Oyunlan’na katıldım. Kaçtım. Capitol benden nefret ediyor. Peeta esir alındı+ öldüğü sanılıyor. Büyük olasılıkla da öldü. Büyük olasılıkla ölmüş olması en iyi ihtimal…
Alaycı Kuş Kitap Özeti

Alaycı Kuş serinin son kitabı. Gerçekten yazar son kitap olan Alaycı Kuş’a kadar merak duygumuzu en üst düzeyde tutmayı başarmış. Bu kitap da ilk iki kitabın devamı olarak karşımıza çıkıyor. Bu kitap da Katniss+ Peeta ve Gale bu oyunların oynanmasında başı çeken Snow’dan intikam almak için 13. mıntıkada diğerleriyle bir araya geliyor. Katniss bu isyanın başını çeken kişi olarak Alaycı Kuş oluyor. Bu esnada bir çok olaylar yaşanıyor ve sonunda suçlu olan kişilerin hepsinden intikamını alıyor.
Bunların başında 13. mıntıkanın başkanı Coin ve Capitol’ün başkanı Snow geliyor. Bu intikam sırasında Katniss de sevdiği bir çok insanı kaybediyor. Bunların başında kardeşi Prim Gale tarafından yanlışlıkla öldürülüyor+ Finnick barış muhafızları tarafından öldürülüyor+ Peeta başkan Snow tarafından esir alınıyor. Fakat tüm bu kötü gidişata rağmen Katniss herkesi öldürüyor ve intikamını alıyor.
Kitabın sonunda Katniss Peeta ile evleniyor+ hiç istemediği halde çocukları da oluyor ve mutlu bir hayat sürmeye başlıyorlar. Bana göre gerçekten bu kadar kötü gidişatın ardından hak edilmiş bir mutluluk onları sarıyor. Fakat insan bu kadar güçlü olaylar karşısında daha kuvvetli bir son olmasını bekliyor. Sadece bu anlamda biraz hayal kırıklığına uğradım. Bunun dışında aşk+ heyecan+ sevgi+ ölüm ve merak duygularını bu kadar kuvvetli verdiği için yazar güzel bir eser çıkarmış karşımıza.

alaycı kuş alaycı kuş kitabı alaycı kuş kitabının özeti alaycı kuş kitap özeti alaycı kuş ön okuma alaycı kuş özeti alaycı kuş roman özeti alaycı kuş romanı alaycı kuş romanının özeti alaycı kuş tanıtımı alaycı kuş yorumlar suzanne collins


Yufesta ile Şibenza

1 SENE
by kitapözeti in Bilim Kurgu

Yufesta ile Şibenza Kitap Tanıtımı

Fatih’in Kostantinopolis için düşündüğü yeni isim “İslambol” aslında ne demekti?
Bazı Osmanlı bilginleri hangi dini gerekçeyle İstanbul kuşatmasına karşı çıktılar?
Fetihten yüzlerce sene önce Ayasofya’da ilk namazı kim kıldı?
Fatih Sultan Mehmet’in gerçek kabri nerede?
Kaşıkçı elması dünya dışından mı geldi?
Piri Reis haritası bir dünyalıya ait değil mi?
Gamalı haçın gizli bir anlamı mı var?
Ayasofya tekrar cami mi olacak?
İstanbul+ doğunun ve batının merkezi haline gelebilecek mi?
Kıyamet alametleri arasında İstanbul’un yeri nedir?
İstanbul ikinci kez nasıl fethedilecek?
Merak edilen onlarca sorunun cevabı bu romanda. Furkan Semih+ sıra dışı bir kurgu ve etkileyici bir üslupla karşımızda. Yazar+ tarihle fantastik unsurları ustaca bir araya getirdiği romanını dini motiflerle zenginleştirmiş. Romanda politik-kurguya da yer verilmiş. Tabiî ki aşk da yeterince güçlü işlenmiş. Bundan dolayı Yufesta ile Şibenza’yı bir kategoriye sığdırmak çok zor.
Furkan Semih’in bu romanında İkinci Fethin Şifresi’ni çözeceksiniz.
Geçmişe ve geleceğe Ayasofya’nın minarelerinden bakmaya hazır mısınız?
Kabullenilmesi en güç olanı+ yani gerçeği+ kabullenebilecek misiniz?
Şimdi+ tarihin gizemli ve mistik atmosferine dalarak gerçeğin büyüsüne kapılma zamanı!
Şimdi+ yakın gelecekte yaşanacak ‘büyük fetih’ gününün önemini kavrama zamanı!
Şimdi+ sarsıcı ve saklı hakikatleri paylaşma zamanı!
Gerçeğin peşinde olan Yufesta ile Şibenza+ Kostantinopolis’ten çok uzaklarda yaşamaktadır. Prens kardeşler+ bir bilgeden+ fetih gününün gelip çattığını ve ‘fatih’ olacak kişinin kıyamete yakın ortaya çıkacak ‘beklenen kurtarıcı’ olduğunu öğrenirler.
İki kardeş+ Kostantinopolis’in İslamopolis (İslambol) oluşuna tanıklık ederler. Akıllarında ise ‘ikinci fetih’ vardır.
1453′ten 2028′e uzanan olaylar+ tarihin öngörüldüğü gibi yaşanacağının kanıtıdır.
Yufesta ile Şibenza Kitap Özeti

Alakasız gibi dursa konu İstanbul’un fethi. Kitabın ismi aynı zamanda baş kahramanlarımızın ismi+ Yufesta ve Şibenza… Kitabın isminden kahramanların bu dünyadan olmadığını anlayabilirsiniz. Mayhor isimli küçük gezegendeki Irıkya ülkesinin prensleridir Yufesta ve Şibenza. İlginç kardeşler bunlar+ gelecekte ülkenin başına birisi geçecektir ancak ikiside bunu istememektedir. Şibenza “dünya” denilen gezegeni merak etmekte+ Yufesta ise bunların boş olduğunu düşünmekte… Bir bilge ortaya çıkar+ ortalık karışır. Yufesta aşık olur+ yazarın bu aşk serüvenin anlatırken kullandığı dilden ve betimlemelerden acayip etkilendiğimi itiraf etmeliyim. Heyecan dolu bir eserin ortasına sıkıştırılmış olan bu kısım sizi eserden koparmak şöyle dursun daha bir bağlıyor kitaba… Sonra kahramanlarımız Fatih Sultan Mehmet ile tanışıyorlar. Tabii henüz “Fatih” değildir sultanımız. Hazırlık içerisindedir. Tahta geçmeden yıllar önce+ çocukken başlattığı çalışmaları sürdürmektedir. “Fatih” olmaya hazırlanmaktadır O! Zor+ yorucu ve stresli bir hazırlık evresidir bu ancak II. Mehmet yorulmaz+ bir an bile vazgeçmeyi düşünmez+ her zaman kararlıdır. Hedefine öyle yada böyle ulaşacaktır. Boşuna “Ya ben İstanbul’u alırım ya İstanbul beni!” dememiştir.
Fatih Sultan Mehmet+ İstanbul’un fethi için tüm hazırlıkları yaparken çok titiz davranmıştır. Hiç bir noktayı gözünden kaçırmamış ve tebasıyla devamlı istişare halinde bulunmuştur. Fiziksel harbe hazırlanırken şüphesiz psikolojik harbi de unutmamış İstanbul ve Avrupa içlerine casuslar salarak halkı ve yöneticilerin kararlarını etkilemiştir. Bu durumu destekler nitelikte herhangi bir tarihi kayıtı bilmemekle birlikte hikayede yer alan bu durumun oldukça gerçeğe yakın olduğunu kabul ediyorum.
Fethin gerçekleşmesine Yufesta ve Şibenza ile siz de tanık olacaksınız. Sonrasında işler karışacak biraz. Tarih 2028 diyecek yazar… Ve Adolf Hitler ile bir bağlantı kurulacak İstanbul’un fethinde rol oynayan bazı kahramanlar arasında. Adolf Hitler‘in müslüman olduğu söylemi yine karşınıza çıkacak.

furkan semih yufesta ile Şibenza - İkinci fethin Şifresi yufesta ile Şibenza - İkinci fethin Şifresi kitabı yufesta ile Şibenza - İkinci fethin Şifresi kitabının özeti yufesta ile Şibenza - İkinci fethin Şifresi kitap özeti yufesta ile Şibenza - İkinci fethin Şifresi özeti yufesta ile Şibenza - İkinci fethin şifresi roman özeti yufesta ile Şibenza - İkinci fethin Şifresi romanı yufesta ile Şibenza - İkinci fethin Şifresi romanının özeti yufesta ile Şibenza - İkinci fethin Şifresi tanıtımı yufesta ile Şibenza - İkinci fethin Şifresi yorumlar


Bin Dokuz Yüz Seksen Dört

21 SENE
by kitapözeti in Bilim Kurgu+ Siyaset

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört+ George Orwell tarafından kaleme alınmış alegorik bir politik romandır. Hikayesi distopik bir dünyada geçer. Distopya romanlarının ünlülerindendir. Özellikle kitapta tanımlanan Big Brother (Büyük Birader) kavramı günümüzde de sıklıkla kullanılmaktadır. Aynı zamanda kitapta geçen düsünce polisi gibi kavramları da George Orwell günümüze kazandırmıştır.
Bin Dokuz Yüz Seksen Dört Kitap Tanıtımı

“Yirminci yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan George Orwell+ 47 yıllık yaşamına iki başyapıt sığdırmıştır; Hayvan Çiftliği ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. 1945 yılında yayımlanan Hayvan Çiftliği’nde+ bir grup hayvanın kendilerini sömüren insanların yönetimini devirip eşitlikçi bir toplum kurmaya çalışmasının öyküsü anlatılır. Bir siyasal yergi başyapıtı sayılan Hayvan Çiftliği’m 1949′da Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı roman izledi. Onvell’in bu son kitabı+ her şeyin tümüyle devletin denetiminde olduğu belleksiz ve muhalefetsiz bir toplum tehlikesine karşı yürekten bir uyarı niteliğindeydi. Dünyanın sürekli birbiriyle savaşan üç totaliter polis devletinin egemenliği altında olduğu düşsel bir gelecekte geçen roman+ hem o dönemde hem de sonraki yıllarda çok sayıda okuru derinden etkileyecek+ güncelliğini hiç yitirmeyecekti.
Bin Dokuz Yüz Seksen Dört Kitap Özeti

“1984…” Bu şekliyle söylendiğinde ilk bakışta sadece bir tarihten ibaretmiş gibi duruyor. Ancak+ George Orwell’ in başyapıtı olan bu kitabı okuduktan sonra+ aklınıza gelen şeylere inanmakta zorluk çekiyorsunuz. En başta bu kitabı okuduktan sonra insanın aklından ister istemez: “eğer böyle bir durum başımıza gelmiş olsaydı ne yapardık?” diye bir soru geçmiyor değil. Buharlaştırılmak+ Büyük Birader+ Düşünce Polisi gibi kitabın belli başlı yapıtaşları ya da başka bir deyişle eserin belki de bel kemiğini oluşturan bu kavramlar+ kitapta ki şekliyle insanı dehşete düşürüyor. Kitap+ kusursuzca işleyen ancak+ baştan sona kusur ve yanlışlarla dolu olan bir yönetim anlayışının içinde Winston Smith’in etrafında ki olaylara ve onun yaşadıklarını merkeze alarak+ yukarıda bahsi geçen sistemi en ince ayrıntısına kadar anlatmaktadır. Burada anlatılan sistem belki çoğumuza tanıdık gelen bir isimle adlandırılabilir. Otoriter ancak içinde sosyalist düzeni de andıran bir yapısı olan bu sistem+ George Orwell’in kaleminde bambaşka bir anlam kazanmaktadır. Kitapla ilgili bu genel bilgileri verdikten sonra+ kitapta anlatılmak istenenler ve verilmek istenen mesaj; günümüz hükümetinin siyasi görüşü çerçevesinde+ medya+ toplum yapısı+ amaçlanan ve oluşturulmak istenen toplumsal yapının ne olduğu konusunda görüşler “1984” adlı yapıtın ışığında açıklanmaya çalışılacaktır.
Bin Dokuz Yüz Seksen Dört Romanında Büyük Birader… Her şey üzerinde kesin hakimiyeti ve iradesi bulunan+ diktatörlüğün belki de ortaya çıkmış en akıllıca şekli. Kullandığı yöntemlerle+ çok katı bir otoriter düzen kuran+ tek liderdir. Kurduğu parti aracılığı ile insanları istediği şekle sokarak yönetmeyi amaçlamış katı bir düzen kurmuştur. Tarih bunun gibi nice krallar+ sultanlar ya da padişahlar ile doludur+ kurdukları devlet düzeni içinde yaşayan insanların+ sorun çıkarmadan yaşamaları için bu yöneticiler+ kendi çıkarlarına yönelik bir takım kurallar koymuşlardır. Koyulan bu kurallar ya da yasalar kimi zaman dine+ kimi zaman mantığa ve bilime göre hazırlanmış+ kimi zamanda tamamen toplumun ihtiyacını karşılayacak şekillerde tasarlanmıştır. Her ne açıdan bakarsanız bakın+ bu kurallar katıdır ve uyulması gerekir+ temelinde ne olursa olsun+ hepsi de tek bir iradenin ya da bu iradeye bağlı bireylerin düşüncesi ile oluşmuş ve tamamen toplumu istenilen şekle sokmak amacıyla oluşturulmuşlardır.
Bu amaçlara bakıldığında en göze çarpanı elbette ki toplumu “kayıtsız+ şartsız boyun eğmesi” amacına göre düzenlemektir. Buradan şu sonuçta çıkarılabilir: günümüz yasaları da bunu istemektedir+ ancak bu gün bu anlayış şekil değiştirmiş ve yerini; bilgili fakat yine de boyun eğmeye devam eden bir zihniyet yaratma amacına bırakmıştır. Ancak bu konuya tümüyle bu açıdan bakmak yanlıştır+ ama “yönetmek” denilen olgunun temelinde yatan nihai gerçek budur: yani+ insanlara belirli kalıplar verilerek+ istenilen şekillere sokmak+ başka bir deyişle boyun eğdirmenin yollarını bulmaktır. Bir taraf kuralları koyar+ diğer taraf ise bu kurallara uyar+ yönetimler değişse de anlayış değişmez. Kitapta en göze çarpan ifadelerden biri de bu konuya değinmektedir. Büyük Birader’in+ doğumu belli olamasa da+ ölümü asla gerçekleşmeyecektir. Devamlılığını ve gücünü “yönetenler değişse de+ yönetim anlayışı değişmeyecektir.” Prensibinden almaktadır. Bu açıdan baktığımızda+ bu tarz sistemleri ya da bireyleri yok etmek imkansızdır. Tarih içinde yönetici takıma karşı çıkanlar da olmuştur.
Ancak+ bu yönetimlere başkaldırmalar+ zaman zaman başarılı olabilmişlerdir+ tamamı ile değişik bir yönetim anlayışı tümden etkili olamamıştır+ çünkü yönetimdekileri devirenler kısa bir süre sonra+ gücü ya da iktidarı zamanla yanlış kullanmaya başlamıştır. Alman Nazileri veya Rusya Komünistleri gibi yönetimler ya da insanlar+ kitaptaki şekliyle açıklandığı gibi+ insanların yaşayabileceği bir cennet yaratmak amacı ile uğraşmışlardır+ ancak Büyük Birader anlayışı için önemli olan insanlar değil tamamen iktidardır. Yönetimi altında yaşayanları+ kendisi gibi düşünmeye zorlamak ya da bu yönetim anlayışına ayak uydurmaları için uğraşmak yerine bu insanlara düşünme hakkı bile tanınmaz+ böylece insanların hiçbir şey için kafa yormaları gerekmemekte çünkü Parti+ insanlar için her şeyi düşünmektedir. Parti+ günlük yaşam+ iş kuralları+ yargı sistemi+ medyanın yapısı ve en ilginci eşler arasındaki cinselliğe bile karışmaktadır.
Her alanda olduğu gibi Parti+ her şeyin üstünde etkili olarak yönetimini pekiştirmektedir. Kurulan bakanlıklar tamamı ile içerdikleri anlamın tam tersi bir amaca hizmet etmektedir. Örneğin+ Sevgi Bakanlığı işkence ve zulümlerle+ Bolluk Bakanlığı insanları daha çok nasıl sefalete düşürebilir; bunların tespitiyle+ Barış Bakanlığı ise savaşlarla ilgilenmektedir. Buna çiftdüşün adı verilmektedir. Çiftdüşün+ bir kavram ile ilgili olarak bir şeyin hem yanlış hem doğru olması olabileceği gibi+ kavramın sizin içi yararlı bir şeyi ifade etmesi yararlı; sizin için her hangi bir yararı yok ise zararlıdır+ olarak tanımlayabiliriz. Çiftdüşün yöntemi sayesinde Parti+ her alanda istediği gibi oyunlar oynamaktadır. Kavramları işine geldiği gibi yorumlamakta ve işine geldiği gibi açıklamaktadır. Bu günün yönetim anlayışına baktığımızda benzerlikleri fark etmemek işten bile değildir.Söz konusu olan günümüz hükümetindekiler+ aynı Büyük Birader yönetim anlayışında olduğu gibi muhalefeti ve halkı umursamadan kararlar almakta+ kanunları istediği gibi yorumlamaktadır. İşine gelmeyeni+ işine geldiği gibi+ işine gelecek şekilde düzenle! İşte bu anlayış temelde bulunan çarpıklıkları anlatmaya yeter. Büyük Birader’in insanların cinselliklerine bile karıştığını kitap açıkça belirtmektedir+ böyle yapılmasındaki amaç: parti yönetimini benimseyecek olan yeni nesillerin doğmasını sağlamak ve bunu yaparken de zevk duymamaktır. Bu günkü yönetim insanlara üç çocuk yapılmasını telkinde bulunarak+ insanların çocuk yapmalarına bile karışmak istemiştir+ amaçları farklı olsa bile sonuç olarak her alanda etkin olmak günümüz hükümetince önemli bir meziyet olarak görülmektedir.
Eğitim sistemi ile ilgili söylenecek çok şey olmasına rağmen bu konuyu özlü bir şekilde anlatmak faydalı olacaktır. Kitapta bahsi geçen etkin bir eğitim sistemi benimsenmemiştir. Zaten eğitim sistemi+ kitapta söz konusu olan yönetimi+ destekleyecek tarzda olacaktır.
Eğitim proleterler açısından yeniden düzenlenmiştir ve amacı tamamen Büyük Birader hakkında kötü düşünen birinin+ anında Düşünce Polisi’ne ihbar edilmesine dayalıdır. Bu amaç doğrultusunda ajanlar okulu kurulmuş ve halk devletin bir ferdi olarak aynı zamanda onun koruyucusu olmaktadır. Devlet bunu şöyle sağlar: ajan okulunda yetiştirilen bireyler+ şüphelendikleri kişileri Düşünce Polisi’ne ihbar ederek yakalatırlar böylece devlet+ kendine karşı koymak isteyenleri zahmetsizce saptamayı başarır. Bu gün yaşananlara baktığımızda+ eğitim sisteminin durumu çok da iç açıcı durmamaktadır. Bizim için eğitimde ki aksaklılar ya da hatalar iktidar için eğitimin ta kendisidir+ çünkü mükemmel bir eğitim sistemi demek; bilen ve sorgulayan insan demektir+ bu da devletin işine gelmez. Devlet için en ideal insan+ en az soru soran ve en az merak eden insandır. Eğitimden atılması gereken çarpıklıklar+ iktidar için bu günün eğitiminin vazgeçilmez unsurlarıdır+ çünkü eğitimi bu şekli ile soru soran+ araştıran bireyler yetiştirmek amacı için kullanmak yerine+ kendi sözlerini dinleyecek insanlar yetiştirmek için kullanmak onlar için daha mantıklıdır.
Kitapta değinilen bir başka önemli nokta da şudur: Parti yenikonuş adını verdiği bir dil yaratmak için çalışmalar yapmaktadır. Çünkü bir insanı istediğiniz gibi düşündürmek istiyorsanız+ ona istediğiniz dili öğretin+ böylece bu kişinin düşünce dünyasına egemen olabilirsiniz. Yapılan araştırmalarda insanların; anadili ile düşündükleri ortaya çıkmıştır+ bu da şunu gösterir insanların düşünmesi için anadillerinin olması gerekir+ ancak siz bu anadilin üzerinde bir hakimiyet kurarsanız ya da yeni bir dil yaratırsanız bu şekliyle düşüncelere hakim olursunuz. İşte bu nedenle Büyük Birader sistemi+ dilde olabildiğince sadeleşme yoluna gitmiştir+ böylece insanlara düşünseler bile onların seçtikleri sözcüklerle düşünmeleri sağlanmıştır. Parti+ aynı zamanda sevmek ve cinselliği de engelleme yoluna gitmiştir. Peki+ böyle bir şeyi engellemekle amaçları ne olabilir? Parti+ sevgi ve cinsellik gibi kavramları engelleyerek sadece Büyük Birader sevgi ve anlayışını ön plana çıkarmayı amaçlamıştır. Bir şeyi sevmek demek+ onu her yönüyle tümden bir kabullenme demektir. Sevginin engellenmesi ya da sadece Büyük Birader’e yöneltilmesi ile amaçlanan budur. Yani+ tümden kabul etmek ve Büyük Biraderi sevmek. Bu sayede Parti ideolojileri insanlara daha kolay kabul ettirilebilir.
Günümüze baktığımızda durum bundan pek farklı değildir+ sadece şekil değiştirmiştir o kadar. Her alanda kendi parti simgelerini ve adını ortaya çıkaran hükümet+ yaptığı her işte partiyi göstermektedir. Toplumda ki fakir olan kesime yardım yapılacaksa bile bu yine+ başbakanlığın bir sorumluluğu olarak değil de sanki partinin bir işiymiş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Böylece+ parti ve hükümet halka daha sempatik gösterilerek+ hükümetin yeri sağlamlaştırılmaya çalışılmaktadır. Her ne kadar dilde bir oynama gibi bir şeye fiilen bir faaliyette bulunmamış olsalar bile+ bu hükümetin yakın tarihte gerçekleştirmeyeceği bir şey değildir.
“1984” medyası tamamen Büyük Birader yanlısı bir tutum içindedir. Bunu da yapılan işlerden anlamak zor değildir. Medya tamamen Parti ideolojilerini yansıtmak için bir araç gibi kullanılmaktadır ve bu yönüyle tam olarak ünlü medya kuramlarından Sovyet-Totaliter Medya kuramına benzemektedir. Medyanın parti amaçlarını eleştirmesi kesinlikle yasaktır+ ayrıca medya araçlarının proleterlerin elinde olması da bu benzerliğe sebeptir+ ancak “1984” medyasına baktığımızda yine proleterleri görürüz+ ama bir farkla.
“1984” medyasının sahibi olan proleter grupta partiye bağlıdırlar yani parti üyesidirler+ dolayısıyla Parti’nin bir sloganını burada yazmak faydalı olur: “Proleterler ve hayvanlar özgürdürler.” Yani Sovyet-Totaliter Kuramdan farklılıkları da bulunmaktadır+ söz konusu medya kuramı olan Sovyet-Totaliter Kuram her alanda proleter kesimi ön plana almaktadır+ ancak Büyük Birader ve Parti anlayışı için iktidar önemlidir. Medya+ Büyük Birader ve Parti’si sistemi içinde direktifler ile yönlendirilmektedir. Medyanın bir görevi de tarihi değiştirmektir+ çünkü Avrasya’nın düşmanları sürekli değişmektedir+ buna bağlı olarak düşman değiştiği için geçmişe dair tüm dergi ve gazete sayıları da değiştirilmelidir. Geçmişin değiştirilmesi ile Parti’nin asla yanlış yapmayacağı+ tam tersine her zaman Parti’nin söylediklerinin doğru olduğunu insanlara anlatma amacı vardır.

1984 george orwell george orwell 1984 george orwell 1984 kitabı george orwell 1984 kitabının özeti george orwell 1984 kitap özeti george orwell 1984 ön okuma george orwell 1984 özeti george orwell 1984 roman özeti george orwell 1984 romanı george orwell 1984 romanının özeti george orwell 1984 tanıtımı


Göçebe

1 SENE
by kitapözeti in Bilim Kurgu

Göçebe+ (Özgün dili İngilizce adı: The Host) Amerikalı yazarStephenie Meyer‘in yazdığı bir bilim kurgu romanı. Göçebe+ 6 Mayıs 2008 tarihinde piyasaya sürüldü. Roman+ Dünya’yı istila eden ruhlardan kaçan insanları ve aynı bedende farklı iki varlığın getirmiş olduğu ikilemi anlatıyor.
Dünyamız görünmeyen bir düşman tarafından istila edilmişti. İnsanların bedenleri+ bu istilacılar için sahiplik yaparken bedenler bir değişikliğe uğramamış gibi görünse de+ zihinleri ele geçiriliyordu. Neredeyse herkes teslim olmuştu.Geriye kalan vahşi birkaç insandan biri olan Melanie+ yakalandığı zaman sonunun geldiğine inanır. Göçebe+ Melanie’nin bedenini alan ruh+ yetkililer tarafından bir insan bedeninin içinde yaşarken karşılaşabileceği zorluklar hakkında uyarılmıştır: Baskın duygular+ hislerin yoğunluğu+ çok canlı olabilen anılar Ama Göçebe’nin beklemediği bir zorluk vardır: Bedeninin önceki sakini zihninden vazgeçmeyi reddeder.
Göçebe+ Melanie’nin düşüncelerinin derinlerine inerek geri kalan insanların nerde olduğunu öğrenmeye çalışır. Ama Melanie’nin zihninde tek görebildiği+ sevdiği adamın+ hâlâ saklanan bir insan olan Jared’ın hayalidir. Bedeninin arzularına direnemeyen Göçebe+ yakalamak zorunda olduğu bu adama karşı özlem duymaya başlar. Dış güçler+ Göçebe ve Melanie’yi+ aslında istemeseler de+ ortak bir hedefte birleştirir ve birlikte sevdikleri adamı bulmak için tehlikeli ve sonu belli olmayan bir macera için yola koyulurlar.Zamanımızın en çok ilgi uyandıran yazarlarından biri olan Stephenie Meyer+ aşkın direnci ve insan olmanın asıl anlamını anlatan+ unutulmaz ve heyecan dolu bir romanla yine sizlerle beraber.
ÖN OKUMA:
Şifacının adı Fords Deep Waters’tı.
Bir ruh olduğu için+ doğal olarak bütün iyi niteliklere sahipti. Merhametli+ sabırlı+ dürüst+ erdemli ve sevgi doluydu. Endişe+ Fords Deep Waters için olağandışı bir duyguydu.Öfkelendiğine ise daha seyrek rastlanırdı. Ancak+ Fords Deep Waters bir insan bedeni içinde yaşadığından+ öfke kimi zaman onun için kaçınılmaz oluyordu.Şifa öğrencilerinin+ ameliyathanenin uzak bir köşesinden gelen fısıltıları ona bir vızıltı olarak geliyordu. Fords Deep Waters’ın dudakları düz bir çizgi halini almıştı ve bu ciddi ifade+ daha çok gülümsemeye alışık olan dudaklarına hiç yakışmıyor+du.
Yardımcısı Darren bunu görünce onun omzunu okşadı.Sakin bir sesle+ “Merak içindeler+ Fords+” dedi.
“Bir ruhun bir insan bedenine yerleştirilmesinin ilginç ya da merak uyandıracak bir yanı yok. Bu işlemi gözlemleyerek hiçbir şey öğrenemezler.” Fords’un normalde yumuşak ve teskin edici olan sesi+ gergin ve sinirliydi. Buna kendisi de şaşırmıştı.Darren+ “Onlar daha önce hiç yetişkin bir insan görmediler+” dedi.
Fords’un tek kaşı havaya kalktı. “Gözleri kör mü? Birbirleri+nin yüzlerini görmüyorlar mı? Aynaları yok mu?”
“Ne demek istediğimi biliyorsun. Vahşi bir insandan söz ediyorum. Ruhu olmayan bir insandan.”
Fords kızın hareketsiz bedenine baktı. Ameliyat masasında yüzükoyun yatıyordu. Kızın zavallı vücudunun+ avcılar onu Şifa Merkezi’ne getirdiklerinde ne halde olduğunu hatırlayınca yüreği sızladı. Çok acı çekmiş olmalıydı.
Şimdi+ elbette+ çok iyi durumdaydı; tümüyle şifa bulmuştu. Fords sayesinde.
Fords+ Darren’a+ “O da herhangi birimiz gibi+” dedi. “He+pimiz birer insan yüzüne sahibiz. O da uyanınca bizlerden biri olacak.”
“Bu öğrencileri heyecanlandırıyor. Hepsi bu.”
“Bugün bu bedenin içine koyduğumuz ruh+ misafir olacağı bedene böyle dik dik bakılmasından daha fazlasını hak ediyor. Bulunduğu yere uyum sağlamak için zaten büyük bir çaba gös+termesi gerekecek. Bu yetmiyormuş gibi+ bir de ona bunu ya+şatmak haksızlık.” Bunu söylerken+ öğrencilerin onu seyretme+sini kastetmiyordu. Fords+ sesinin yine gergin ve sinirli çıktığını fark etti.Darren tekrar omzunu sıvazladı. “Her şey yoluna girecek. Avcı’ya bilgi vermemiz gerek ve…”
Avcı kelimesini duyunca+ Fords Darren’a öyle bir baktı ki+ bu bakışa ancak+ “öfke saçan bir bakış” denebilirdi. Darren şaşıra+rak gözlerini kırpıştırdı.Fords hemen özür diledi. “Üzgünüm+” dedi. “Amacım böy- lesine ters bir tepki vermek değildi. Sadece bu ruhla ilgili kor+kularım var. O kadar.”
Bakışları ameliyat masasının yanındaki standın üstünde duran kiryoterapi kutusuna kaydı. Kutunun üstünde+ donuk kırmızı bir ışık yanıyordu. Bu+ kutunun dolu ve uyku halinde olduğunu gösteriyordu.Darren+ onu teskin etmek ister gibi sakin bir sesle+ “Bu ruh+ bu iş için özellikle seçildi+” dedi. “O bizlerden biri ama olağanüstü bir varlık. Çoğumuzdan daha cesur. Bunu şimdi ye kadar yaşadığı hayatlardan da anlamak mümkün. Ona sorma imkânımız olsaydı+ bence bu göreve gönüllü olurdu.”
“Hangimiz daha kapsamlı bir iyiliğe hizmet etmek için gö+nüllü olmazdık ki? Konu onun istekli oluşu değil+ bir ruha ne+yin sorulmasının gerekli olduğu.” Öğrenciler de uykudaki ruhtan söz ediyorlardı.Fords onların fısıltılarını gayet rahat duyabiliyordu. Artık heyecandan+ sesleri yükselmeye başlamıştı.
GÖÇEBE KİTABIN ÖZETİ

Hikayede gezegenlerde beden bularak yaşamak zorunda olan ve kendilerine ruh diyen türler dünyayı keşfediyorlar. Melanie’ ninde içine kendisine Göçebe diyen bir ruh konuluyor.Göçebe denmesinin sebebi şimdiye kadar 8 gezegende yaşaması ama hiçbirini kendine ev olarak seçmemesi.Dünyada Göçebe’ nin 9. gezegeni. Ki bu durum ruhlar arasında çok sıradışı. Çünkü ruhlar gittikleri yerlere uyum sağlıyorlar. Göçebe’ nin Melanie’ nin bedenine yerleştirilmesiyle birlikte Melanie onu hatıralarıyla etkilemeye çalışıyor ve onunla konuşuyor.Normalde insanlar içine bir ruhun konmasıyla birlikte karşı koymazlar hatta varlıkları silinir. Ama Melanie’ nin irade gücü ve yetişkin olması bunları önlüyor ve varlığı silinmiyor. Göçebe geceleri rüyalarında Jamie ve Jared’ ı görüyor+ ağlayarak uyanıyor ve sürekli onların özlemini hissediyor.
Gittiği Tesellici onun bu sıkıntısını anlayıp belki Jared’ ında yakalanabileceğini söylüyor. Oysa Göçebe onların yakalanmasını istemiyor. Teselliciden bazı insanların ruhları bastırıp kontrolü ele geçirdiklerini öğreniyor ve tedirgin oluyor. Elinden geldiği kadar birşey belli etmeyip görevlerini yerine getiriyor. Melanie’ de elinden geldiğince ona Jamie ve Jared’ ı göstermeyip gizlemeye çalışsa da taktik değiştirip ona hatıralarını göstermeye onu etkilemeye çalışıyor. Ama bu arada Göçebe’ yi takip eden ve onun alışmaya zorlandığını hisseden bir avcıda sürekli onu takip ediyor ve sorularıyla onu sıkıştırıyor. Avcı Melanie’ nin Göçebe’ yle konuştuğunu anlayınca onu şifacıya götürmeye karar veriyor. Göçebe ise ne yapacağını bilemiyor. Çünkü şifacı onu Melanie’ nin bedeninden çıkarınca başka bir bedene aktarılacak ve Melanie’ nin içine bir avcı konulup tüm hatıları didiklenecek hayatta kalan insanlar varsa yerleri öğrenilecek. Sonrada Melanie işe yaramaz bir beden yani hatalı olduğu için yok edilecek. Göçebe bunu düşünmeye bile dayanamıyor. Ama avcıyada hayır diyemez çünkü gitmek zorunda.
Avcının uzun araba yolculuğunu sevmediğini anlayınca ona uçakla gitmesini ve kendisinin arabayla gideceğini söylüyor. Onunla beraber yolculuk yapmak istemiyor çünkü. Avcı istemeye istemeye bunu kabul ediyor ve onu orada beklediğini söylüyor. Göçebe araba yolculuğuna başladıktan sonra Melanie ona tekrar bazı hatıralar gösterip onların saklandığını düşündüğü yere giden haritadan ufak bir bölüm gösteriyor. Göçebe artık dayanamayıp Jamie ve Jared’ ı aramaya ve avcıdan kaçmaya karar veriyor. Melani’ de ona yolun hepsini göstermeyip kısım kısım göstererek onun yola devam etmesini sağlıyor. Yol için bol miktarda su ve biraz yiyecek alıyorlar. Çünkü yolculuklarının büyük bir bölümü çölde geçecek. Göçebe çöl şartlarına alışık olmadığı için yiyecek ve suları çabuk tüketiyor. Arabalarınıda bir yerden sonra yol olmadığı için bırakmak zorunda kalıyorlar.
Artık öleceklerini düşündükleri bir anda bir insan( Melanie’ nin amcası Jeb) onları buluyor ve ona su veriyor. Sonra yanında başka insanlarla birlikte geri dönüyor. İnsanlar Jeb’ e kızıyorlar ve Göçebe’ nin bir avcı olduğunu düşünüyorlar. Ama Jeb onu evlerine götürmeye karar veriyor ve öbürleride buna uymak zorunda kalıyorlar. Çünkü yaşadıkları mağarayı bir kaza sonucu Jeb bulmuş ve orayı içinde yaşanılacak bir yere dönüştürmüş. Yani herkes Jeb’ in kurallarına uymak zorunda. Mağaraya vardıkları zaman büyük bir kaos yaşanıyor. Tam bu kaosun ortasında Melanie ve Göçebe birden Jared’ ı görüyorlar ve Melanie kontrolü bir anlık ele geçirip Jared’ a sarılmak için atılıyor ama hiç beklemediği bir tepki alıyor. Jared ona çok büyük bir şiddetle vuruyor ve Göçebe’ nin canı bayılacak kadar acıyor. Bu arada da doktor dedikleri kişi gelip sakin olmalarını ve ellerinde ne olduğunu soruyor. Yapacağı deneyleri tasarlamaya başlıyor. Jeb’ de bu arada Göçebe’ ye sakin olmasını söylüyor. Jared doktorun deney yapmasına karşı çıkıp ona dokunamayacaklarını söylüyor. Herkes buna inanamayıp o bir avcı onu yok etmeliyiz diyor ama Jeb beden kime aitse karar da ona aittir deyip son kararı Jared ‘ a bırakıyor. Jared ne kadar bu durumdan nefret etse de kesin kararını sonradan söyleyeceğini belirtiyor. Bunun üzerine Göçebe’ yi kıvrılarak yatmak zorunda olduğu çok ufak bir deliğe başında bir nöbetçiyle hapsediyorlar. Başında nobeti Jared ve Jeb tutuyor çünkü diğerleri arada onu öldürmeye çalışıyorlar. Melanie bu arada hala Jared’ ın ona nasıl vurabildiğini ve nasıl bu kadar katılaştığını anlamıyor. Göçebe ise kendini çok berbat hissediyor çünkü Jared sadece Melanie’ nin bedeni olduğu için kendisini korudu. Dışarda konuşan kişilerden avcının onu aradığını duyuyor ve bu durumdan hiç memnun olmuyor.
Jared bir görev icabı dışarı çıkmak zorunda kalınca nöbeti Jeb alıyor ve onu mağaralarda gezdirmeye başlıyor. Ona ekim alanlarını+ mutfağı ve banyoların yerlerini gösteriyor. Göçebe ise sürekli tedirginlik hissediyor bu durumun tuhaflığından.Göçebe’ nin etrafta gezindiğini gören insanlarda bundan memnun olmadıklarını haraketleriyle belli ediyorlar ama Jeb açıkça ev benim kurallar benim diyor ve silahıyla bu durumu kalıcı olacağını ima ediyor. Melanie’ nin bedeninin hala yaşadığını öğrenen Jamie onu ziyarete geliyor ve bu durumu hiç yadırgamadan kabul ediyor. Jamie’ yi gören Melanie ve Göçebe’ de çok mutlu oluyorlar. Birbirlerine sarılıp özlem gideriyorlar. Jeb ise bu durumu düşünceli bir şekilde izliyor. Birbirini izleyen günlerde Göçebe daha fazla mağaralarda dolaşmaya ve hatta işlere yardım etmeye başlıyor. Jamie’ yle sürekli konuşuyor.
Sonunda anlıyor ki Jeb insanların onu kabul etmelerini sağlıyor. O küçük kaldığı yerden bir odaya geçiyor. Geceleri Jamie’ ye eski hayatındaki yaşadığı ortamlardan ve canlılardan söz ediyor. Jeb ve Jamie’ de bu hikayeleri büyük bir hevesle dinliyorlar. Bu konuşmalar sırasında Jamie Melanie’ nin nasıl öldüğünü soruyor ve Göçebe Melanie’ nin aslında ölmediğini içinde olduğunu ve onunla konuştuğunu söylüyor. Bunu duyan Jamie çok seviniyor ama Göçebe birden Jeb’ in dışarda uyuyo gözükmesine rağmen onun da bunu duymuş olabileceğini düşünüyor. Ertesi günlerde Göçebe tarlada ve mutfakta Jeb’ in isteği üzerine çalışıyor. Jeb onu bu arada yalnız bırakıyor Göçebe ne kadar korksada insanlar ona birşey yapmayınca rahatlıyor ve çalışıyor. Tarlada çalışırken Ian’ da onların yanında bulunuyor ve Göçebe’ ye çok arkadaşça davranıyor ve onunla konuşmaya çalışıyor. Göçebe ise Ian’ a güvenmeyip kendisini doktorla tuzağa düşüreceklerini düşünüyor. Jeb yemeklerini artık onlarla birlikte mutfakta yiyeceklerini söylüyor ve orada ki insanlarada hikayelerini anlatmasını istiyor. Göçebe baştan karşı çıksada sonradan kabul edip hikayelerini anlatıyor. İnsanlarda ne kadar karşı koymaya çalışsalarda hikayelere kendilerini kaptırıyorlar ve sorular soruyorlar.Yine böyle bir anda Jared ve birkaç kişi görevden dönüyorlar ve karşılaştıkları manzaraya çok sinirleniyorlar. Hemen Göçebe’ yi öldürmek istediğini söylüyor ama Ian ona karşı çıkıyor. Jeb’ de kararın artık sadece ona ait olmadığını Jamie’ nin de söz hakkı olduğunu söylüyor. Jamie ve Jared kavga ediyorlar. Bu duruma dayanamayan Göçebe tekrar kaldığı rahatsız edici o yere gidiyor. Ama orası da görevden gelen kişilerin getirdikleriyle dolu olduğu için zor sığıyor. Jared onunla konuşmak için yanına geliyor ve kendince bir deney yapıyor. Onu öperek tepkisini ölçmeye çalışıyor. Buna çok sinirlenen Melanie kontrolü eline atıp onu yumrukluyor ve Jared’ da Melanie’ nin hala yaşadığına ikna oluyor. Ama bu deney Göçebe’ yi çok üzüyor çünkü oda Jared’ a aşık ama Jared’ ın hiç umurunda değil. Jared’ ın tek düşündüğü Melanie. Bu olaydan sonra Jamie yanına gelip artık Jared’ ında onlara inandığını ve mağaradan çıkıp yemek yemesini ve insanların yanına gelip rahat olmasını söylüyor. Göçebe ise kendini çok kötü hissediyor çünkü aşık olduğı insan içinde bulunduğu bedene aşık ve onu bir deney faresi gibi kullandı.
Ama yinede Jamie’ yi kıramayıp kabul ediyor. Tekrar insanların arasına karışınca insanlar tekrardan sorular sormaya başlıyorlar ama bu sefer sağlıklarıyla ilgili olanları vede keyifleri hiç yok. Göçebe öğreniyor ki Walter adında olan ve ona iyi davranan arkadaşı kanser hastası ve durumu gitgide kötüleşiyor. Göçebe elinden bişey gelmeyeceğini kendisinin şifacı olmadığını söylüyor. Herkes bir hayal kırıklığına kapılıyor. Göçebe Walter’ ı ziyarete gittiğinde Walter onu karısı Gladdie sanıyor ve onun ellerini tutuyor. Göçebe’ de Walter’ ın acıları çok fazla olduğu+ morfin olmadığı ve kendisini karısı sanarken acılarına daha kolay katlanabildiği için bu aldatmacayı bozmayıp devam ettiriyor. Bu sırada bazı insanlar yanına gelip avcının hala onu aradığını ve pes etmediğini söyleyip Göçebe’ yi bağlamayı teklif ediyorlar. Doktorda buna çok sinirlenip tepki gösteriyor ve onları kovuyor. Jared’ da bulduğu morfini doktora getiriyor.
Ve üstü kapalı bir şekilde artık Walter için umut olmadığını ve bu morfini iyi değerlendirmelerini söylüyor. Göçebe Walter’ ı öldüreceklerini Melanie aracılığıyla anlıyor+ bu durumu çok zor kabulleniyor ve Walter’ a veda etmek istediğini söylüyor. Doktor biraz daha zaman olduğunu ve kendisini toparlamak için banyoya gitmesini öneriyor. Banyoya gittiği zaman Kyle’ ın onu öldürmek için takip ettiğini anlıyor Melanie’ den aldığı taktiklerle mücadele etmeye çalışıyor. Kyle onu tam nehre atıcakken zemin çatlıyor ve Kyle bilincini kaybedip aşağı kaymaya başlıyor. Göçebe elinden geldiğince onu tutup yardım için bağırıyor. Bu arada Ian yardımlarına yetişiyor ve ikisinide bu zor durumdan kurtarıyor. Göçebe’ ye ne olduğunu sorduğu zaman Göçebe ona Kyle’ ın onu öldürmeye çalıştığını söylemeyip zemin çatladı diye yalan söylüyor. Ian bu yalana inanmayıp Göçebe’ yi doktora götürüyor ve kardeşinden yaptığı şey için nefret ediyor. Doktorun yanına vardıkları zaman Ian Göçebe’ nin alnından öpüp hemen döneceğim korkma bundan sonra kimse sana zarar veremez diyor. Bu davranışına Jared’ da dahil herkes çok şaşırıyor. Baygın durumda olan Kyle’ ıda getirip bir yatağa yatırıyorlar. Göçebe ne kadar Kyle’ ın onu öldürmeye çalıştığını inkar etsede ürküyor.
Jared’ da Kyle ile Göçebe’ nin karyolasının arasına geçip ona korkmamasını söylüyor. Bu sırada uyanan Kyle Göçebe’ yi öldüremediğini anlayıp söyleniyor ve Jared’ dan yumruğu yiyor. Doktor Göçebe’ ye zamanın geldiğini hatırlatıp veda etmesini söylüyor. Herkes veda ettikten sonra doktor morfini veriyor. Kalan morfinide dayanamayıp Göçebe’ ye veriyolar çünkü yaraları çok. Göçebe kendine geldiğinde Ian onu hastane bölümünden alıp kendi odasına rahat etmesi için götürüyor ve sürekli onunla ilgileniyor. Göçebe’ de Ian’ ın nazik+ anlayışlı hareketleriyel bir ruha çok benzediğini düşünüyor ve onu sevmeye başlıyor. Çünkü Ian karakterinde birini sevmemek mümkün değil. Kyle’ ın alacağı ceza için bir mahkeme düzenliyorlar. Ian kardeşinin uzaklaştırılmasını istiyor ama sonuç olarak Kyle uyarı alıyor. Çok gerilen ortamı dağımak için Jeb oyun oynamayı teklif ediyor.
Jared’ ında Göçebe’ ye karşı davranışları yumuşuyor ve onunla konuşmaya başlıyor.Bu durum Melanie’ yi çok sevindiriyor. Maçtan sonra Ian ve Jared Göçebe’ nin kalacağı yer için tartışıyorlar. tartışmayı Ian kazanıp onu odasına götürüyor. Göçebe’ ye ondan hoşlandığını söylüyor ama Göçebe bunun içinde bulunduğu bedenden dolayı olduğunu ve aslında kendisinin bir solucana benzediğini söylüyor. Ian bunu kabul etmeyip ona aşık olduğunu tekrarlıyor. Yanlarına gelen jamie Göçebe’ ye yeni kalacak bir yer ayarlandığını haber veriyor. Ve Göçebe Jared ve Jamie’ nin odasına taşınıyor. Jared ve birkaç kişi bunlara Jamie’ de dahil tekrar göreve gidiyor. Ian onların olmadığı bu zamanda sürekli Göçebe’ yle birlikte zaman geçirip onu neşelendirmeye çalışıyor ve hiç yalnız bırakmıyor. Göçebe’ de bu durumdan oldukça mutlu oluyor. Görevden döndükleri zaman Jamie’ nin yaralandığını öğrenen Melanie ve Göçebe çok endişeleniyorlar.
İnsanların onlara verdiği cevaplardan şüphelenip doktorun bölümüne gidiyorlar ve burada mağaradakilerin içinde ruh bulunan insanları kaçırıpta yaptıkları deneyleri görüyorlar. Bunu gördükten sonra krize grip onlardan kaçıp herkesten uzak bir yerde yas tutmaya başlıyor. Melanie ona bu durumu açıklamaya çalıştığı zaman Göçebe onu bütün gücüyle itip uzaklaştırıyor.Yasını tuttuğu bu süre içinde Ian sürekli onun yanında oluyor. Jamie’ nin durumunun kötüleştiğini duyunca yasını bitirip onu görmeye gidiyor ve yaranın iltihap kapmış olduğunu anlıyor. Ama birden içinde Melanie’ nin artık bulunmadığının ve yalnız olduğunun farkına varıyor. Bu durumu Ian’ a anlatıyor ve kendisini öpmesini istiyor. Çünkü Melanie’ nin bu duruma çok kızıp kontrolü eline alıp gelebileceğini söylüyor. Ama umdukları gibi olmuyor. Ian biraz sonra geleceğini söyleyip Jared’ ı çağırıyor.
Jared gelince Göçebe paniklesede bunu deniyorlar ve Melanie birden açığa çıkıyor. Zaten Melanie’ nin çok kızması ve geri gelmesi içinde Göçebe’ nin tüm kontrolünü yitirmesi gerekiyordu. Kendine gelen Melanie Jamie’ nin durumunu öğrenince ne yapacaklarını düşünmeye başlıyor. Sonra Göçebe kendi şifacılarında ilaçlar olduğunu hatırlayıp kendisinin onları alabileceğini söylüyor ama kimse bu durumu kabul etmiyor. Jared’ ada durumu anlatmaya çalışıyor ama oda kabul etmiyor. Herkes gittikten sonra Jared ona hızlı olmaları gerektiğini ve ilaçları almaya gideceklerini söylüyor. Hastaneye yaklaştıkları zaman Göçebe yüzündeki iyileştirilmeyip kendiliğinden kapanmış yara izlerinden ruhların şüpheleneceğini söyleyip Jared’ a tekrar yarayı yenilemesini söylüyor ve Jared’ da yapmak zorunda kalıyor. Sonra Göçebe kolunda Jamie’ nin yarasına benzer bir yara daha açıyor ve şifacıya gidiyor. Orada nasıl iyileştirildiğini iyi izleyip onlar yokken ilaçları alıyor ve Jared’ la birlikte mağaraya geri dönüyorlar. Herkes tepki göstersede Göçebe Jamie’ yi iyileştiriyor.
Bunu gören birkaç kişi dışında herkes sevinip rahatlıyor. Bu olaydan sonra insanlarda Göçebe’ ye inanıp onu görevlere katmaya başlıyorlar. Bu görevlerden birinin dönüşünde onu arayan avcının onları bulduğunu ve yakalandığını öğreniyor. Herkes avcının ne zaman öleceğinin kararını Göçebe’ ye bırakıyor. Göçebe ise onunda yaşamasını istiyor ama onu serbest bırakamayacağını biliyor. Bunun üzerine düşünmeye başlıyor ve Melanie’ den sakladığı tek sırrı yani ruhların insanların içinden insana ve ruha nasıl zarar verilmeden çıkarılacağını Melanie’ ye gösteriyor. Doktorla anlaşma yapıp kendisininde Melanie’ nin bedeninden çıkacağını ama çıkarılan diğer ruhlar gibi başka bir gezegene gönderilmeyip ölen insanlarla birlikte gömülmek istediğini söylüyor.
Gerekli olan hazırlıkları yapıp avcının bedeninden ruhu çıkarmayı gösteriyor. Onun niyetinide Melanie’ nin bedeninden çıkmak olduğunu anlayan Ian çok öfkelenip bir mahkeme kurulmasını istiyor. Mahkemede Ian ve Jared birbirleriyle çatışıyorlar ve Jared Göçebe’ ye yeni bir beden bulunmasını teklif ediyor ama Göçebe şiddetle karşı çıkıyor. Bu yüzden karar verme işini sonraya bırakıyorlar. Ian’ ı sakinleştirmeye çalışan Göçebe ona belli etmeden veda etmeye çalışıyor ve ona bu kadar gezegen arasında hiçbir zaman beraber yaşamak istediği birini bulamadığını ama Ian ‘ nın insan olmasına rağmen ruh eşi olduğunu söylüyor. Bu vücutta beraber olmalarının imkansız olduğunu çünkü Melanie’ nin Jared’ ı sevdiğini söylüyor. Ian ona beraber çok zamalarının olduğunu söylüyor ve dinlenmeleri gerektiğini hatırlatıyor. Ian uyuduktan sonra Göçebe doktorun yanına giderken Jared yolunu kesiyor. Göçebe de ona sabırlı olmasını her şeyin yakında biteceğini Melanie’ ye kavuşacağını ve kendisini şimdi rahat bırakmasını söylüyor. Jared ise bunu bildiğini ve Göçebe’ yide sevdiğini söylüyor ve gitmemesini istediğini ima ediyor. Ama Göçebe buna daha fazla dayanamayacağını ve artık gitmesi gerektiğini söyleyip hızla uzaklaşıyor. Melanie ise bu arada kendini silmeye çalışıp Göçebe’ nin gitmesini istemediğini söylüyor ama sonunda bu durumu kabul ediyor ve vedalaşıyorlar. Ve doktor göçebeyi Melanie’ nin içinden çıkarıyor.
Göçebe tekrar gözlerini açtığında başka birinin bedeninde olduğunu anlayıp doktora kızıyor. Ama herkes onun yanlarında olması gerektiğini zaten konulduğu bedende de hiçbir insanın artık yaşamadığını söylüyorlar. Göçebe bu durumu kabul ediyor çünkü oda onlarla birlikte olmak istiyor. Bundan sonra içine yerleştirildiği narin bedenden dolayı herkes ona sempati duyup yardım ediyor. Ian’ la aynı odaya taşınma kararı alıyorlar. Çıktıkları bir seferde aralarında ruh bulunan bir insan grubuyla karşılaşıyorlar ve Göçebe bu durumdan memnun olup onlarla tanışıyor. Ve bu tuhaf Dünya’ da birgün ruhlarla insanlarında bir orta yol bulacağını düşünüyor.
 
Üst