Kitap Özeti Mor Salkımlı Ev Halide Edib Adıvar

Kim-Jong

Onursal
Onursal
Katılım
18 May 2015
Mesajlar
1,226
Tepkime puanı
0
Acaba bu hayata arkasını çevirip bir hücrede yaşamak mı, yoksa hayatın bütün meşakkatlerine, maskaralığına göğüs gererek insaniyete hizmet ederek ölmek mi daha büyük bir muvaffakiyettir?’

Halide Edib, zihninde canlandırabildiği ilk anısından Kurtuluş Savaşı’nın hemen öncesine kadar uzanan anılarını paylaştığı bu kitapta, kuşkusuz insaniyete hizmet verenlerden olduğunu kanıtlıyor. Kitap içerisinde bir çocuk, bir genç kız, bir öğrenci, yazar, eş, anne, hemşire, eğitmen ve denetleyici gibi nice kimlik içinde gördüğümüz yazarın aslında günümüzde iş, ev ve sosyal hayatını dengelemeye çalışan modern kadının geçmiş bir kopyası olduğunu söylemek çok da yanlış sayılmaz. Çocukluğundan itibaren kendini gösteren ince ruhunu ve gerek din gerekse siyaset konusundaki açık fikirliliğini kitapta okurun gözlerinin önüne sererek, aslında bir cesaret örneği gösteriyor Halide Edib. Çünkü onun kitabında olaylar arasında belirttiği görüşleri, bugün hala tartışılan ve üzerine konuşulan konular üzerine çok keskin ifadeler de içermektedir. Annesinin ölümü sebebiyle zaman zaman babasının, zaman zaman Haminne’sinin yanında kalarak geçirdiği çocukluk hatıraları içindeyse o günkü saflığına inerek düşüncelerini nakledebilmiş, özellikle mor salkımlı evdeki her ince ayrıntıyı aklına kaydettiği şekilde kağıda geçirmeyi başarabilmiştir.

Çocukluk döneminden sonra, Halide Edib’in kolej hayatını takip eden evlilik hayatı, yazarlık hayatı ve bu dönemde ülkede olan olaylara dair bir tura çıkarıyor yazar bizi. Evlilik hayatında, tabii olarak, ilk eşi olan Salih Zeki Bey ve iki çocuğunun izlerini görüyoruz. Aralarında epey bir yaş farkı olmasına rağmen, yüksek bir kültür ve iyi bir eğitime sahip olan Salih Zeki Bey ve yazar başta çok iyi anlaşsalar da Salih Zeki Bey’in ikinci evliliği yapmak istemesi üzerine her daim zamanının çok önünde hareket eden bir kadın olarak Halide Edib bunu kabullenmeyerek ilk evliliğini ayrılıkla sonuçlandırmıştır.

Shakespeare’i orijinalinden okuyacak kadar iyi yabancı dile İngilizce’ye, neredeyse anadili gibi Fransızca’ya sahip ve anılarında atıf yaptığı onlarca kitap isminden sayısız kitap okuduğu anlaşılan Halide Edib’in bu kadar akıcı ve güzel yazmasına da şaşmamak gerek. Ancak kitabın edebi değerinin yanı sıra tarihi değeri yadsınamaz. 31 Mart olayı başta olmak üzere bizim bugün ‘tarihi’ olarak adlandırdığımız fakat o zaman için o günün gerçekleri olan olayları adeta dışarıdan bir gözle bakar gibi yazması şüphesiz tarihe çok katkıda bulunmuştur. Öyle olaylardan bahsediyoruz ki yazar bu olayları kitapta şöyle özetlemiştir ; ‘O gün gazeteler altın yazılarla yazılsa millet değerini ödeyip alacaktı.’

Aynı karışık dönemlerde yine aynı cesurluğuyla yazmaya devam eden Halide Edib’in yazılarından dolayı tehdit mektupları alması da çok şaşırtıcı değildir. O zamanlar kadın hakları hakkında yazdığı yazılar yazarın başına epey dert açmıştır. Bu gerçek bir de o zamanın koşullarında değerlendirildiğinde yazarın cesaretini ve açık fikirliliğini anlayabiliriz. Fakat Halide Edib’in bu seviyede cesur ve ileri fikirli olmasını yazarın yetiştiği ortamdan, babasının sosyal statüsünden ve aldığı eğitimden bağımsız olduğunu söylemek de doğru olmaz. Zira bunu bütün kitap boyunca da o zamanki standartların üzerinde olan yaşam tarzından da çıkarabiliyoruz.

Bu tehditler ve genel olaylar çerçevesinde önce bir İngiltere ziyareti, sonrasında Mısır’a bir eğitmen ve müfettiş kimliğiyle gidişi sırasında bazı eserlerinin ortaya çıkış hikayelerini de öğreniriz. Çocuğu hastayken geçirdiği uykusuz gecelerde yazdığını söylediği romanı ‘Seviye Talip’, belki de bu dip notla okunduğunda daha farklı bir tesir bırakabilir. Mısır’daysa görevi; Beyrut, Lübnan ve Şam için Beyrut’ta müşterek bir muallim mektebi kurmaktır. Kitabın son bölümlerinde genişçe yer verilen bu kısımda savaşın hırpaladığı yetim çocuklara uzanan elin yine Halide Edib olduğunu görür ve bu güzel çocukların hikayesini ondan dinleriz.

Halide Edib’in çocukluğundan Arap diyarı çocuklarına uzanan bu anı-biyografide, ülkenin o zamanki durumunun resmi çizilirken bir yandan da herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir hikaye anlatılmıştır. Sanıyorum hepimizin çocukluğunda mor salkımlı ev yerine geçecek unutulmaz bir şey vardır, kendimizi ait hissettiğimiz ya da güvende hissettiğimiz bir yer olmuştur. Bundan dolayı Halide Edib’in artık o evi yerinde göremediğinde hissettiği acıyı çoğumuz hatırlayacaktır.

Yazar: Gülşah Üstelci
 
Üst